Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Mevzi Sağanak

SELAMUN ALEYKÜM  GÖNÜL DOSTLARI

21.12.2018
A+
A-

Yüce bir dine mensubuz ve   en güzel yol  haritası elimizde. ?Bilmiyorum; haberim yok; zor, yapamam.? gafilliğine fırsat vermeyen, bir ışığa, sahibiz. Kitabımız  Kur?an, rehberimiz Peygamber (a.s).Tek geriye kalan ise, idrak edebilecek olan BEŞER.?

Yüce bir dine mensubuz ve   en güzel yol  haritası elimizde. ‘Bilmiyorum; haberim yok; zor, yapamam.’ gafilliğine fırsat vermeyen, bir ışığa, sahibiz. Kitabımız  Kur’an, rehberimiz Peygamber (a.s).Tek geriye kalan ise, idrak edebilecek olan BEŞER.​

        Bir yoldayız. İyisiyle, kötüsüyle; sevabıyla günahıyla yol almaktayız. Gayeler farklı; insanlar  birbiriyle ya yarışlı,  ya kavgalı.  Maalesef dünyalık sermaye, ahretlik amelden daha rağbetli. ​

        Müslüman olarak en çıkar yolumuz, -kimimize göre tek sevap zorunluluğumuz – Yüce Yaradan’dan aldığımız en büyük ödevimiz FARZ.  Sonrası vacip  ve sünnet ile devam etmekte. Ne mutlu,  İslamı bir bütün olarak algılayabilene!​

       Sevgili Gönül Dostları,​

       Yüce Allah, biz kullarının sevap kazanması için çok fırsatlar sunan ve her fırsatta bunu hatırlamamızı sağlayan merhamet sahibidir. Ebü’l-Abbâs Abdullah İbni Abbâs İbni Abdülmuttalib radıyallahu anhümâ’dan nakledildiği üzere,​

        Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa, Cenâb-ı Hak bunu yapılmış mükemmel bir iyilik olarak kaydeder. Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb-ı Hak o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar.​

       Kim bir kötülük yapmak ister de vazgeçerse, Cenâb-ı Hak bunu mükemmel bir iyilik olarak kaydeder.Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Cenâb-ı Hak o fenalığı sadece bir günah olarak yazar.”​

          Hal böyle iken, sevap kazanmak zor olmasa gerek. Farzları işlemeyi zorunluluktan  değil; Allah’ın rızalığını kazanmak için yapmak gerek. Verecek bir şeyi olmayan kimsenin gülümsemesini bile sadaka kabul eden bir güzelliğe bir dine bir fırsata sahibiz. Yeter ki sevap kazanmak isteyelim. Sadece işlediği farzlardan umduğu sevaba sığınan Müslüman olmak yerine, dinimizin bize sunduğu fırsat yollarını değerlendirmeyi unutmayalım. ​

          İşte; siz değerli gönül dostlarıma, sevap kazanmak için fırsat tavsiyeleri:              ​

          Yazıma, ‘SELAMUN ALEYKÜM’ diyerek başlamamın da bir sebebi  bu konu vesilesiyle sevap kazanabilmekti. Şöyle ki;​

         Farzın yanında, sünnet veya nafile ibadet denizde damla bile değilken, sünnet olan selam vermek,  farz olan selam almaktan daha çok sevap oluyor.​

       İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:​

       Bu, istisna olan birkaç husustan biridir. İstisnalar şöyledir:​

       Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Selam almak terk edilirse, düşmanlığa ve dargınlığa sebep olacağı için vacibdir. Vacib burada farz anlamındadır. Selam vermek, sevgiyi ilk göstermiş olması yönüyle daha faziletlidir. Selam vermekle de, selam alanın farz işlemesine de sebep olunuyor.​

         Bir fakire sadaka vermek veya ondaki alacağını ona bağışlamak, nafile bir ibadettir; fakat borcunu ödeyemeyen fakire, ödemesi için mühlet vermek, alacağını isteyip onu zor duruma sokup üzeceği için vaciptir. [Vacip burada da, farz anlamındadır.] Buna rağmen, fakirdeki alacağını bağışlamak, mühlet verme farzından daha sevaptır.​

      Vakit girmeden abdest almak mendup, vakit girdikten sonra abdest almak farzdır. Buna rağmen, vakit girmeden abdest almak, vakit girdikten sonra abdest almaktan daha çok sevaptır. Vakit girmeden abdest almak, namazı beklemek içindir. Namazı beklemekse, namaz içinde olmak gibi sevaptır.​

      Seferde Ramazan orucunu tutmak, farz değil, sünnettir; fakat seferde oruç tutmak sünneti, mukimken oruç tutmak farzından daha sevabdır. Yolcunun Ramazanda oruç tutması, evinde oturandan daha meşakkatlidir. O halde onun orucu, sünnet olmakla beraber daha faziletlidir.​

       Cuma namazı için ezan okunduktan sonra, camiye gitmek farzdır. Ezandan önce gitmekse sünnettir. Bununla beraber, Cuma namazına erken gitmek, ezan okunduktan sonra gitmekten daha sevabdır.​

      Çok susamış veya çok acıkmış birine, gücü yetenin, ihtiyacı kadar su veya ekmek vermesi vacib yani farzdır; ama buna daha çok su veya daha çok ekmek vermek menduptur. Bu mendubu işlemek, farzı işlemekten daha çok sevaptır; çünkü fazla vermenin faydası daha çoktur.​

      Bir kimseye bir kurban vacib olduğu halde, iki kurban kesmesi daha sevabdır.​

      Demek ki, bu istisna durumlarda nafilenin daha sevab olması, daha fazla faydası olması yönüyledir. (Redd-ül muhtar) ​

      Sevabımız bol CUMAMIZ MÜBAREK olsun.

      Selam ve dua ile…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.