Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Mevzi Sağanak

BİZDEN DEĞİLDİR!

24.12.2018
A+
A-

“Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.”(İbniÖmer ve Ayşe radıyallahuanhüma’dan rivayet edildiğine göre Resülullahsallallahualeyhisselam böyle buyuruyor.)

“Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.”(İbniÖmer ve Ayşe radıyallahuanhüma’dan rivayet edildiğine göre Resülullahsallallahualeyhisselam böyle buyuruyor.)

            Kıymetli Gönül Dostlarım,

              Bilindiği üzere, İslam’ın ilk geldiği günlerde zenginle fakir arasındaki uçurum, bugünkünden az değildi; hatta daha fazlaydı. Bunu İslam’ın vazettiği müeyyidelerden de anlamaktayız.   

              O gün zenginler fakirlere para veriyor,  müddeti uzayınca da faizi artırıyorlardı. Bunun üzerine İslam,Medine devrinde faizi haram kıldı. Bu emri, Hazreti Muhammet Mustafa (sav):  ‘Faizin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım  faizde amcam oğlu Abbas’ın faizidir.’ hadisi şerifiyle dile getirdi.                  

         Fakirlerin daha da fakirleşmesine sebep olan bu ziyanlara engel olmak, fakirlere yardım etmek ve fakirler üzerinden fayda sağlamaya çalışan fırsatçılara engel olmak üzere yüce dinimiz, bu konuda emirler vererek hükümler vaaz etmiştir. Bunlardan biri de –maalesef- bugün pek mevcut olmayan  ‘KOMŞULUK HAKKI’ dır. Çünkü herkes kendi yakınının, komşusunun ihtiyacını -elinden geldikçe- giderirse ancak; insan kalkınır, aile kalkınır, toplum kalkınır. Müslüman, hakkıyla kul olmak yolunda sevap kazanır.

          Hülasa;

          Zengin ile fakir arasındaki mesafeyi azaltmanın; ‘aç’ın halinden anlamayan ‘tok’u uyarmanın;  cenneti kazanmanın yolunu bize ilk komşu kapısı açacaktır.İnsanolabilmenın de gereği budur.

  Komşuluk hududu ile haklarını bildiren hadislerden bazı misaller arz edeceğim. Sahihi Buhari den…

Hasan Bin Ali’den rivayet edilmektedir. Sordular: ‘Bir Müslümanın evinin etrafından kaç ev,  komşudur? Cevap şöyledir:  ‘Bir Müslümanın komşusu evinin dört tarafından kırkar evdir; sağından, solundan, önünden, arkasından kırk ev…

Bunun tespitinde fayda vardır. Çünkü her Müslüman bu tespitten sonra, evinin çevresindeki kırkar evin iktisadi durumuyla ilgili mali vaziyeti ile alakalıdır, manen sorumludur; çünkü Resulullah’ın bu mevzuda Müslümana ikazı vardır. ‘ O, bizden değildir Kimdir o, bizden olmayan?  Komşusu açken tok uyuyan…’

    İşte bunlardır ki Müslüman kendi imkânlarından daha aşağı vaziyette olan evinin etrafındaki komşusunun haline duyarsız kalamaz. Onun yardımına koşmayı, Müslüman olmanın bir şiarı kabul eder.

Sadece bu kadar mı?  Değil! Allah Resulü’nün  daha  bir çok ikaz ve irşartları var bu konuda. Biride şöyle: 

        -Vallahi iman etmiş olamaz!      

        -Kim iman etmiş olamaz, ya Rasûlallah?                               

        -Komşusu belalarından emin (azade )olmayan!     

                Bu durumda zulmün en acısı; her türlü lüks ve sefahat içinde yaşarken, komşusunun içinde bulunduğu borç harca duyarsız kalmak, sıkıntı ve mahrumiyetine ilgi duymayıp yardım etmemektir.  Bunun içindir ki, Hazreti Resulullah, en yakın Ashabına şöyle buyurmuştur: ‘Ya EbaZerr, pişirdiğin çorbanın suyunu çoğaltki,ondan mahrum olan komşuna da verirsin.

 İslam Medine’ye geldiği günden itibaren komşu hududunu, komşu hakkını tespit etmiş, bu tespitten sonra da komşuluk mükellefiyetini işte böyle bildirmiştir.  Denize düşenin yılana sarıldığı gibi, İslam’dan uzaklaşanların sarıldığı sosyalizm o gün yoktu; ama İslam’ın komşuluk hududu ve hakkı vardı.Bu haklardırki Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmamış, zengin fakir kaynaşmasını açıkça sağlamıştır.                

 

  İŞTE; önce komşuluk olduğunu ve hakkını tespit edip sonra ona saygı göstermeyeni de “BİZDEN DEĞİLDİR “ diye ikaz eden bir yüce sistemde, sosyalizmin fitnesinin yaşaması elbette mümkün olmamalı. Bu ruhun ve imanın tekrar ihyası, yeniden inşası lazımdır. Aksi halde, bizi denize düşürüp sonra da İmana tutundurma rolü oynayan i fırsatçılar hiçbir zamanda eksik olmaz.

        Ve

        NE ACIDIR Kİ;

        SAVAŞLAR… ve  BİR LOKMA EKMEĞE MUHTAÇ, AÇ ÖLEN ÇOCUKLARIN DÜNYASINDA YAŞIYORUZ. İNSANLIKTAN MAHRUM TÜM İNSANLIĞA DA MERHAMET DİLİYORUM.

 

       ‘BİZDEN OLAN’ TÜM KOMŞULARA SELAM ve DUA İLE…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.