Site Rengi

DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu

İHLAS VE SAMİMİYET

25.01.2019
A+
A-

Bismillahirrahmanirrahiim. ?İhlâs?ın kelime anlamı , ?bir şeyi, kendisine karışmış ve bulaşmış olan şeylerden arındırmak, ayrıştırmak ve sadece kendisi yapmaktır.? Dini bir terim olarak ise ?Gizli ve açık bütün nevileriyle şirkten uzak ve tevhid üzere Yüc

Bismillahirrahmanirrahiim. “İhlâs”ın kelime anlamı , “bir şeyi, kendisine karışmış ve bulaşmış olan şeylerden arındırmak, ayrıştırmak ve sadece kendisi yapmaktır.” Dini bir terim olarak ise Gizli ve açık bütün nevileriyle şirkten uzak ve tevhid üzere Yüce Allah’a kulluk edilmesi, ibadette sadece Allah rızasının kastedilmesi anlamına gelir.

Allah (cc) Kur’an’ında ihlasla amel yapan kullarını överek şöyle buyurmuştur: “Yaptıklarımızın mükâfatı bize, sizin yaptıklarınızın cezası da size aittir. Biz ona özümüzle bağlanmışız.” (Bakara Suresi:139).

Bir hadisi şerifte “Sizin hayırlınız, ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayandır.” (Deylemi) sözüyle çalışmanın ne kadar hayırlı olduğu vurgulanmaktadır. Ancak dünya ve ahiret için çalışırken ölçümüz ne? İşimizde gücümüzde Rabbimizin rızasını ne kadar gözetiyoruz? Gerçekten ihlas ve samimiyetimiz ne âlemde?

 Hz. Ebû Bekir (r.a) efendimiz de bir hutbesinde ashaba şöyle nasihat eder: “Biliyorsunuz ki, malum bir ecelin peşinde gece-gündüz koşuyoruz. Allahu Teâlâ’nın (c.c) rızası için söylenmeyen hiçbir şeyde hayır yoktur. Aziz ve Celil olan Allah’ın (c.c) yolunda harcanmayan hiç bir malda hayır yoktur. Bilgiçlik taslayarak gurura kapılanlarda hayır olmadığı gibi, Allah (c.c) için yaptıklarında insanların kınamasından endişeye düşenlerde de hayır yoktur.” O halde kendimizi sorguya çekelim.

Hep ABD dünya siyaseti için kullanırız ya hani “Amacı (Niyeti) demokrasi getirmek değil, petrolü, doğalgazı götürmek” diye. Gerçekten ABD’nin niyetini iyi okuruz. Evet niyeti gittiği yerin zenginliklerini ucuza kapatmak, kısaca sömürü düzenini canlı tutmaktır. Peki ya biz Müslümanlar. (Müslüman devletleri kasdetmiyorum. O da ayrı bir değerlendirme konusu) Bireyler olarak bizler nasılız? Mesela çoğumuz birden fazla organizasyonun içinde, bir dernekte, bir yardım kuruluşunda, bir vakıfta görev alıyoruz. Bazılarımız da birden fazla kuruluşun yönetimine girmişiz. Peki bir dernekte, bir yardım kuruluşunda, bir vakıfta görevlerimizi ifa ederken acaba ne kadar ihlaslıyız? Son zamanlarda sıkça kullandığımız sosyal medya da samimiyetimizi sergilemenin bir yolu mu acaba? Yediğimiz yemeğe varana kadar yaptığımız her işi, attığımız her adımı paylaştığımız bu sitelerde niyetimiz hayırlı işler için dostlarımızı teşvik mi etmek? Yoksa bilinmesi ve bol beğeni alması da önemli mi? İthamımız nefsimize… Kalplerden geçeni Allah bilir.

Kimseyi itham etmeyelim, nefsimize soralım nefsimize uymadan. Mesela bir göreve talip olurken ne kadar Rıza-i İlahiyi gözetiyoruz? Daha çok çalışmak, daha fazla topluma fayda sağlamak mı önceliğimiz; yoksa daha fazla kazanmak mevki makam ya da şan şöhret sahibi olmak, daha iyi şartlarda yaşamak mı? Yoksa o iş için en uygun kişi biz miyiz? Belki de… Kaç dernek, sendika, vakıfta yöneticiliğimiz var? Bütün o görevlere layık olan biz miyiz?  Büyük dava adamlığımızdan mı geliyor bu görev bilincimiz? Yoksa bütün bunlar hesap gününe hazırlık için mi?

Zamanımızın çoğu başkalarının tutum ve davranışları hakkında yorum yapmakla geçerken hiç kendimizi hesaba çekiyor muyuz? Adamın vicdanı daima tertemiz kalmıştı. Çünkü hiç mi hiç kullanmamıştı.” diye bir söz vardır. Kimin söylediğini bilmiyorum ama. Sahiden vicdanımız ne kadar temiz?

İbrahim aleyhi’s-selâm, Allah Teâlâ’ya dua ediyor:  “(Ey Rabbim) İnsanların dirilecekleri (ve huzuruna gelip hesap verecekleri) gün, beni utandırma. O gün ne mal fayda verir, ne ev­lat. Ancak Allah’a temiz bir kalb ile gelenler başka.”(Şuara 87-89). İbrahim aleyhi’s-selâm bir peygamber ol­arak hesap gününü unutmuyor ve o gün mahcup duruma düşmemeyi Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorken biz acaba kendimize ne kadar güveniyoruz?

Peygamberimiz (s.a.s.)’in “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.” hadisinden ne anlıyoruz? Mücadele etmeyin diyebilir miyiz? Elbette hayır. Peki, neyin mücadelesini veriyoruz. Mücadele yapmadan önce muhasebe yapıyor muyuz? Muhasebesi olmayanın ihlas ve samimiyetinden söz edebilir miyiz? İhlas ve samimiyeti olmayanın amelleri ne kadar salihtir?

 Peygamberimiz (s.a.s.) “Mü’minin niyeti (maksat ve ihlâsı) amelinden hayırlıdır.” sözü bizim için ne ifade ediyor? Yapıp ettiklerimizin değeri, onların ortaya çıkmasına sebep olan niyet ve ihlâs ile ölçülüyor olmasın…

Kehf Suresi, 104. ayette Cenab-ı Allah: “Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar.” buyuruyor. Gösterişten, kibirden, enaniyetten uzak, ihlaslı ve samimi olarak muhasebe ve mücadele eden kullardan olmak dileği ile…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.