Site Rengi

DOLAR 5,7584
EURO 6,4165
ALTIN 282,7
BIST 97.149
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

AZİZ OKUYUCULARIM

11.02.2019
A+
A-

AZİZ OKUYUCULARIM,

Dini konularda Soru sorarak öğrenmek önemlidir. Hem Kur?an_ı Kerim de ve hem de Peygamber efendimiz(sav)in sünnettinde bunun örnekleri var. Pek çok sahabe dinin

AZİZ OKUYUCULARIM,

 

Dini konularda  Soru sorarak öğrenmek önemlidir. Hem Kur’an_ı Kerim de ve hem de Peygamber efendimiz(sav)in sünnettinde bunun örnekleri var. Pek çok sahabe dinin güzelliklerini  sevgili Peygamberimiz(sav)e sorarak öğrenmişlerdir. Daha sonra da O’nun “Âlimler benim varislerimdir” sözünden hareketle de  Müslümanlar bir çok müşküllerini âlimlere, üstatlara  sorarak öğrenmişlerdir.halen de bu güzil gelenek devam etmektedir. Bende ne zaman hocalarımla karşılaşsam mutlaka onlara bir şeyler sorarım. Onun için sormaktan çekinmemek lazım..

Hani bizde bir söz varya “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp” demiş ya atalarımız..Binaenaleyh, çoğu zaman bir kısım şeyleri sorma ihtiyacını hissederiz..Sormazsak  öğrenme imkanı olmaz o yüzden de bilenlere üstatlara sormak, onların hayat verici düsturlarını elde etmek ve onlarla amel etmek önemlidir.

İşte biz ”Tokatmanşet” olarak sizlerden gelecek soruları önemsiyoruz ve onlara cevap vermeyi hem görev ve hem de büyük bir zevk  kabul ediyoruz. Şimdi bu girizgahtan sonra sizden gelen sorulara geçmek istiyorum:



Soru:1)

Soru:

1994 yılında bir arkadaştan dolar almıştım. 2 yıl sonra vefat etti. Eşi ve çocukları yoktu. Bir süre sonra bu arkadaşımın kardeşi geldi, “Sende kardeşimin doları varmış.” dedi. Ben de kardeşine olan borcumu vermedim. Bu borcumu kardeşine mi vermem gerekir, yoksa bir hayır kurumuna bağışlamam mı gerekir?

Cevap:

Borç aldığımız kimse vefat etmişse biz üzerimizde bulunan borcu o kişinin mirasçılarına ödemekle mükellefiz. Mirasçıları yoksa veya en azından biz bulamamışsak, o parayı köklü bir hayır kurumuna o kişi adına makbuz kestirmek suretiyle ödemesini yaparak vebalden kurtulmuş oluruz. İlerde yeniden bir hak iddiası söz konusu olursa elimizdeki makbuzla kendimizi müdafaa imkânı elde etmiş oluruz.

Burada Müslümanların çoğunlukla ihmal ettikleri, sonra da zarara uğradıkları önemli bir konuda bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

Kur’an da Bakara süresinin 282.ayetinde(ki bu ayet en uzun  ayettir ve tam bir sayfadır)

“…Yüce Allah(c.c) Bu ayette noterlik müessesesinin esaslarını koymuş, Müslümanlar da bu tavsiyeye genellikle uymuşlardır.

(Kur’an-ı Kerim ve açıklamalı meali-Dip Not:Türkiye Diyanet vakfı yayını.Sayfa:47.)

 

Allah buyuruyor ki;

“Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Aranızdan bir kâtip bunu adaletle yazsın. Kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın. Artık o yazsın, borçlu da yazdırsın; rabbi olan Allah’tan korksun ve borçtan hiçbir şeyi eksik bırakmasın.

Eğer borçlu akılca zayıf veya eksik yahut kendisi yazdıramaz durumda olursa velisi adaletle yazdırsın.

Erkeklerinizden iki şahidi de tanık tutun. Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar.

Çağrıldıklarında şahitler gelmezlik etmesinler. Borç küçük olsun büyük olsun vadesini belirterek onu yazmaktan üşenmeyin.

Böyle yapmanız Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha destekleyici ve şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.

Borç ilişkisinin, aranızda alıp vererek bitirdiğiniz peşin ticaret olması müstesnadır; onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur.

Alış veriş yaptığınızda şahit tutun. Kâtip de şahit de zarar görmesin. Eğer zarar verirseniz şüphesiz bu sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’tan korkun, Allah size öğretiyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.”  (Bakara; 2/282)



Soru:2)

Ben emlakçılık yapıyorum. Bazen de devletin ihale ile sattığı daire ve dükkânları ihale yol ile alıp satıyorum. Hacizli bir evi, kelepir fiyatına satın almak caiz midir? Örneğin; 100.000 TL’lik bir evi banka 40.000 TL’ye satışa çıkarmış ise bu fiyattan satın almak doğru mudur? Sonuçta gerçek fiyatı 100.000 TL’dir.

Cevap:

Emlakçılık yapan Müslüman’ın kazandığı para helaldir. Alım-satım da fahiş fiyata satmamak üzere aldığı malı istediği fiyata satabilir. Önemli olan insanları kandırmamaktır.

Emlak işleri ile uğraşan bir Müslüman, devletin açtığı ihalelere girip orada satılan malları hileli yollara başvurmadan (ihaleye girenleri para veya tehditle caydırmamadan) bir malı satın almasının dinî hiçbir mahsuru yoktur.

Bu malların eski sahipleri mükellefiyetlerini vaktinde ve zamanında yerine getirmedikleri için devlet, satıcının hakkını korumak üzere bu yola başvurmaktadır.

Bu şekildeki bir ihaleye hilesiz hurdasız girdiğimiz takdirde istediğimiz malı almakta ve satmakta hiçbir beis yoktur, yeter ki karşımızdaki insanları kandırmayalım ve hileli yollara başvurmayalım. Ama şu atalar sözünü de hatırımızdan hiçbir zaman çıkarmasak iyi olur diye düşünürüm; “Ağlayanın malı, gülene hayır getirmez.”



Soru:3)

Sayın Hocam, sizi medyadan takip ediyorum ve verdiğiniz bilgilere güveniyorum. Ben inşaat malzemeleri satıyorum. Bir kişiye inşaat demirini bilinen fiyatıyla altı eşit taksitle sattım. İlk iki taksitini zamanında ödedi, ancak daha sonraki ödemeleri yapmadı. Ben bu ödemelerin bazısını 4 ay, bazısını 3 ay bekledim. İlgili evrakı başka işlerimde kullandım ve o ödemelerini yapmayınca ben yapmak zorunda kaldım.size sorum şudur:

1- Ben hakkım olan ve geciken Bu  parayı ne şekilde almam lazım?

2- Şayet bu ödemeleri karşı tarafa zamanında yapmamış olsaydım karşı taraf aradaki farkı her ay için 30–40 TL olarak benden alırdı. Bundan dolayı karşı taraftan ne şekilde almam lazım gelir?

Cevap:

Ticaretle iştigal eden Müslümanların başta gelen prensibi şu hadis-i şerif olmalı ve bütün Müslümanlar bu hadise göre amel etmeliler.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) buyurmuşlar ki:  “Müslüman zarar da vermez zarar da görmez.”

Öncelikle size olan borçlarını ödemeyip geciktiren müşteriniz (borçlu olan kişi) ileride bunu öderken sizin zararınızı düşünerek ödeme yapmalıdır. Şayet siz bu malı verirken, “Bak arkadaş; zamanında ödeme yapmazsan o günkü değer üzerinden (altın veya döviz olarak) tahsilatımı yaparım.” demiş olsaydınız, aradaki farkı bu şekilde tahsil edebilirdiniz (yani, euro veya altın olarak alabilirdiniz ve hiç de sıkıntı olmazdı).

Şayet borçlu olan kişi düşünceli birisi ise size olan borcunu öderken sizin zararınızı düşünüp telafi yoluna gitmelidir. Doğru olan da budur ama sizin aylar sonra bir fark istemeniz doğru olmaz.

Gerçek Müslüman, karşısındaki insana zarar vermediği gibi zararda görmez, görmemeli ve yukarıdaki Peygamber buyruğuna riayet etmelidir.

Haftaya yeni soru ve cevaplarla buluşmk üzere hoşça kalın.

 

Maillerinizi göndereceğiniz adresimiz:

yusufkavakli@tokatmanset.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.