Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Parçalı Bulutlu

KALBİN KANSERİ İHTİRAS, CİLASI İSE İNFAKTIR (1)

04.04.2019
A+
A-

İçinde bulunduğumuz aylar aynen insan ömrü gibi farkına varmadan tükenip gidiyor..Bugün itibariyle Recep ayının bitmesine on iki gün gibi kısa bir zaman kaldı. sonra şaban ve arkasından da inşallah Ramazana kavuşmuş olacağız.

Aziz okuyucularım, sevgili Tokat manşet dostları,

İçinde bulunduğumuz aylar aynen insan ömrü gibi farkına varmadan tükenip gidiyor..Bugün itibariyle Recep  ayının bitmesine on iki gün gibi kısa bir zaman kaldı. sonra şaban ve arkasından da inşallah Ramazana kavuşmuş olacağız.

Öyle ise bu hızlı zaman değirmeni dönmeye ve ömrümüzü öğütmeye devam ederken elimizi çabuk tutmalı ve Rabbimize daha çok yaklaşmanın yollarını aramalıyız..Yukardaki başlığı Üstad Osman Nuri Topbaş bey’in  “ÖYLE BİR RAHMET Kİ” İsimli kitabından aldım(sayfa 259).

Bu kitap arkam yayınlardan çıktı. Okumanızı acizane tavsiye ederim. Bu kitabı okurken çok önemli bilgilere ulaşacaksınız ve o maneviyat bahçesinde kaybolup gideceksiniz.

Yukarda “Rabbimize yaklaşmanın yollarını armalıyız” dedim ya öyle ise gelin “sel gibi akan ömür sermayesi bitmeden güzielliklerle hem hal olup ‘O’nun yolunda gayret gösterelim. Hani şair diyor ya;

 

Gafil  olma insanoğlu

Elbet bir gün öleceksin.

Ecel denen o şerbeti,

Elbet bir gün içeceksin.

Kabir denen kara yere,

Elbet bir gün gireceksin

Kefen denen  o gömleği,

Elbet bir gün giyeceksin

Yaptıkların hesabını,

Teker teker vereceksin..

Evet bizde gafil olmayalım ve elimizdeki imkanlarla cimrilik edip, ihtirasa kapılmadan bu hasat mevsimini iyi değerlendirelim. Hem dünyamızı hem de ahretimizi pal-i mal etmeyip üzerimize düşeni yapalım. Bakınız Yüce Allah İlahi kelamında ne buyuruyor:

ۜ وَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ

“… Altın gümüş biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem veren bir azapla müjdele!”  (Tevbe; 9/34)

يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْۜ هٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ

(o biriktirdiğiniz ve harcamaya korktuğunuz o paralar)”O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak (o gün onlara denilir ki,)  İşte yalnız kendiniz için toplayıp biriktirdiğiniz servettir; tadın şimdi biriktirip sakladıklarınızı(ın azabını)”  (Tevbe; 9/35)

Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhmmet(s.a.v)de “Âdemoğlunun iki dere dolu malı olsa bir üçüncüsünü ister, Âdemoğlunun içini(karnını)topraktan başka bir şey doldurmaz.”(Buhari , Rikak, 10; Müslim, Zekat.116)

İşte bu ayetlerden ilham alan Hz .Mevlana da bizleri şöyle ikaz ediyor:

 

“Ne kadar zengin olursan ol, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.”

“Nice balık vardık ki su içinde her şeyden eminken boğazının hırsı yüzünden oltaya tutulmuştur.”

“ Dünya nedir? Dünya, Hak’tan gâfil olmaktır.”

“(İmtihan mekanı olan) dünya, (süfli arzuların) bir mıntıkası gibidir. Bütün samanları çeker; ancak özlü buğday(yani iç âlemi sır ve hikmetlerle dolu ârif bir mi’min) onun çekişinden kurtulur.”

“ Nefsin tuzağı, dünya malıdır; dünya malı  kimini sarhoş eder, aldatır. Dünya ya gönül verenlerin kalp gözü, bu yüzden kördür. Çünkü onlar balçıktaki acı ve tuzlu suyu içerler.”(Ruhani âlemenin saâdetini tatmadıkları için, sefaletlerini saadet zannederler)”

“Aç gözlülük ve dünya nimetlerini elde etme hırsı, insanı hakkı olmayan şeylere el uzatmay zorlar.”

Evet çok doğru..Bu  süfli hayat bir kısım Müslümanlık iddiasında bulunan insanımızın gözünü adeta  kör etmiş ve “

Haram helal ver Allah’ım

Aciz kulun yer Allahım “ felsefesine ram etmiştir.

 

Hz.Mevlânâ da , dünya ihtirasının, kalp gözünü nasıl kör ettiğini şu kısa ve özlü misalle şöyle ifade eder:

“Köpek bile kendisine atılan bir kemiği veya ekmeği koklamadn yemez..”

Evet sevgili okuyucularım, bu günlerin kıymetini bilelim Gafletle geçirmeyelim…

 

Üstad Necip Fazıl Merhumun  da şu ikazına dikkat edelim. ;

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!

Mezarda geçer akçe neyse, onu biriktir!..

 

ve şu ayeti Kerimeleri de unutmayalım.

 

وَاَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَٓا اَخَّرْتَـن۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

“Her birinize ölüm gelip, “Rabbim! Ne olur bana azıcık daha süre tanısan da gönüllü yardımlarda bulunsam ve iyi kişilerden olsam!” diye yalvarmadan önce size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın.(infakta bulunun)  (Münâfikûn; 10)

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ

“Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye kapanın, rabbinize ibadet edin, dünya ve âhiret için faydalı işler yapın ki kurtuluşa eresiniz.”  (Hac;

22/77)

——————————————————————————————–

(1) ÖYLE BİR RAHMET Kİ” İsimli kitap.(sayfa 259-261).

 

Gelelim sizden gelen sual ve cevaplara ;

 

Soru:1)

Ben esnafım. Dükkân komşularımla bir araya gelip sohbet ettiğimizde dinî konulara da girdiğimiz oluyor. Geçen haftaki birlikteliğimizde bir arkadaşımız: “Biz aslında şeriatla idare edilmediğimiz için Cuma Namazı bize farz değildir.” dedi ve hepimiz o arkadaşımıza tarizde bulunduk.

Sevgili hocam bu konuyu bir de sizin ağzınızdan duymak için bu maili yazıyorum. Cuma namazı nedir, kimlere farzdır, kaç rekâttır. “Hutbeyi dinlemeyen cumaya yetişmiş sayılmaz.” diyorlar, bu hususlarda   bizleri aydınlatırsanız memnun kalır dua ederiz..  

Cevap:

Bu sorunuzun içinde bana göre 4 tane soru var ve bunları sıra ile cevaplayacağım:

·                  Cuma namazı nedir?

Cuma Müslümanların haftalık bayramıdır ve faziletli bir gündür. Faziletli ve sevabı bol olan bu ibadet, şartlarını taşıyan Müslümanlara farz olan, farziyyeti kitap, sünnet ve icma ile sabit olan bir ibadettir.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de Cuma Suresi’nin (62) 9. ve 10. âyetlerinde:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.” (Cuma, 9)

فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْل اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يراً لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.” buyurmaktadır.

Binaenaleyh bu âyetler Cuma namazının, şartlarını taşıyan Müslümanlara farz-ı ayın olduğunun kesin delilidir.

Konu ile ilgili olarak da Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) epeyce hadisleri vardır. Ben o hadislerden birkaç tanesinin mealini almak istiyorum: Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki:

“Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı, Cuma günüdür. Âdem Aleyisselâm o gün yaratıldı, o gün cennete kondu, yine o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de anak Cuma günü kopacak.” (Müslim,Cuma, 5/854)[1]

“Bir kimse, Cuma günü boy abdesti alır, elinden geldiği kadar temizlenir, saç ve sakalının bakımını özel yağlarla yağlayıp tarar ve evindeki kokulardan süründükten sonra camiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz, sonra Yüce Allah’ın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra imam hutbeye başlayınca da onu sessizce dinlerse, o Cuma ile öteki Cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhari, Cuma, 6,19)

“Cuma gününde bir vakit vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah’tan bir şey isterse, Allah ona dilediğini verir.” (Buhari, Cuma, 3; Müslim, Cuma, 15.)

Muhterem okuyucularım bu konuda daha çok bilgiye sahip olmak isterlerse şu üç kitabı tavsiye ederim:

1- Lütfi Şentürk-Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.

2- Prof. Dr. Fahrettin Atar-Prof. Dr. İlyas Çelebi-Prof. Dr. Mehmet Erdoğan- Prof. Dr. Rahmi Yaran, İslâm İlmihali, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayını.

3- Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, Erkam Yayınları.

·                  Cuma namazı kimlere farzdır?

Bir Müslüman’a Cuma namazının farz olması belli şartlara bağlıdır. Bütün ilmihal kitaplarımızda bu şartlar;

1. Erkek olmak,

2. Hür olmak,

3. Mukim olmak,

4. Sağlıklı olmak,

5. Kör olmamak,

6. Ayakları sağlam olmak.

Bu 6 şart üzerinde bulunmayan kimseye Cuma namazı farz değildir. Bu sayılan şartlara göre düşünürsek kadınlara, hürriyeti elinde olmayanlara, yolculara, hastalara, iki gözü âmâ olanlara, ayakları olmayan kötürümlere Cuma namazı farz değildir. Ancak bu durumda olan Müslümanlar -kadınlar dahil- buna rağmen camiye gider, Cuma namazını kılarlarsa kıldıkları Cuma namazı sahihtir ve o günkü öğlen namazının yerine geçer.”[2]

·                  Cuma namazı kaç rekâttır?

Cuma namazı öğle namazının vaktinde kılınır ve bugün Türkiye’de uygulanan şekliyle 10 rekâttır.[3] 4 rekât ilk sünnet ki hutbenin öncesinde kılınır. 2 rekât farz hutbeden sonra cemaatle beraber eda edilir ve 4 rekât olan son sünnet de farzdan sonra kılınır.

·        Hutbeyi dinleyemeyen cumaya yetişmiş sayılır mı?

Hutbe Cuma namazının sahih olmasının şartlarındandır ve farzdır. Müslümanlar bu hutbeyi dikkatlice dinlemekle mükelleftirler. Günümüzde bazı gençlerin hatta bir kısım orta yaşlıların bile hutbeyi can kulağı ile dinleme yerine, ellerindeki cep telefonu ile meşgul oldukları bir vakıadır. Özellikle yaz mevsimlerinde ise bazı cami bahçeleri âdeta ayrı bir sohbet ve muhabbet yeri haline gelmekte ve az da olsa insanlar sanki Cuma namazında değillermiş ve hutbe de onları ilgilendirmiyormuş gibi kendi âlemlerinde sohbet meclisi kurmaktadırlar ki bu doğru bir yaklaşım değildir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) hutbeyi dinleme konusunda, “Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına ‘sus‘ diyen kimse boş konuşmuş olur.” (Nesâî, Cum’a, 22; Ebû Dâvûd, Salât, 228, 229, H. No: 1112; İbn Mâce, İkâme, 86, H. No: 1110; Tirmizî, Cum’a, 16, H. No: 512.)

“Cuma günü, emrolunduğu gibi iyice temizlenen, sonra evinden çıkıp cuma namazına giden ve namaz kılıncaya kadar susan hiçbir kimse yoktur ki bu ameli, önceki Cuma ile aradaki günahlarına kefaret olmasın.” (Nesai, Cuma, 23)[4]

Cuma günü meşru bir mazeretinden dolayı hutbeyi dinlemeye yetişemeyen ancak Cumanın yetişen kimsenin kıldığı Cuma sahihtir. Sadece hutbenin feyzi ve bereketinden istifade edememiş olurlar.

Aziz okuyucularım,

Konu epeyce uzadı, sabrınızı zorlamak istemiyorum ve bu haftalıkta da  bu kadarla iktifa edelim diyorum. Allah’ın rahmet, bereketi hepinizin üzerine olsun… kalın sağlıcakla.

Yusuf KAVAKLI

Emekli İstanbul Müftü Yardımcısı 

yusufkavakli@tokatmanset.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.