Site Rengi

DOLAR 5,7429
EURO 6,3209
ALTIN 280,0
BIST 100.237
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Az Bulutlu

ORGANİZE İŞLER BUNLAR

08.04.2019
A+
A-

En büyük organizasyonun adı “Devlet” tir. Bir uzlaşı (Consessüs) üzerine bir araya gelen topluluklar birlikte yaşamanın prensiplerini oluştururlar, bu prensipler üzerinden muazzam bir organizasyon ile birlikteliklerini sürdürebilir haline gelirler; ki bun

En büyük organizasyonun adı “Devlet” tir. Bir uzlaşı (Consessüs) üzerine bir araya gelen topluluklar birlikte yaşamanın prensiplerini oluştururlar, bu prensipler üzerinden muazzam bir organizasyon ile birlikteliklerini sürdürebilir haline gelirler; ki bunun adı da devlet olmaktır. 

Meşruiyetlerini Tanrısallık adına yapabildikleri gibi toplumun amil grubu-grupları adına da hakim unsur olarak deklare edebilirler. Tarihsel süreç içerisinde değişik yönetim biçimleriyle kalabalıklar varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Okumanın sancılı bir süreç geçirdiği toplumumuzda uzun uzun laf kalabalığı yapmak istemem. Ancak süreci değerlendirmem adına da bir giriş yapmam gerekiyor.

Hasılı “Batı Medeniyeti”nin tüm kavramlarıyla bütün yeryüzünü kapsadığı ve dahi işgal ettiği çağımızda bu medeniyete itiraz şerhi koyan ve kadim İslam medeniyeti savunucularından birisi olarak yerel seçim ve sonrasını bir-iki kelimeyle geçiştirmekte istemiyorum. Olaylar bir silsilenin devamıdır. Ekmek ve biçmek, sebep ve sonuç ilişkisidir. 

Ki hayatın bir imtihan dünyası olduğuna ve ahiret kavramına inananlardan birisi olarak diyorum ki hayatı kişiler, olaylar üzerinden değerlendirmek hakikatin gölgesiyle oyalanmaktan ibarettir. 

Akıl ve ilim, ilim ve vahiy nimetinden mahrum kalalı bu mahallenin çocukları vehmi ve illüzyonu bir hakikat sanmakla iktifa eder hale geldiler.

Düşünün; şu yukarıda kurmuş olduğum cümleyi anlayıp yorumlayacak kaç hakikat arayıcısı kaldı ki toplumumuzda; mahallemizde.

Eşyayı, eşyanın tasvir yöntemlerinden olan dili, dilin rehberi aklı, aklın belleği akaidi yitirmiş bir toplum olarak muammanın dehlizlerinde el yordamıyla yol arar hale gelmedik mi?

Tarih bilgimiz ve bilincimiz düne dair nasıl bir hatırlatma da bulunabiliyor ki?

Din dediğimiz referansımız ve yol haritamız tam bir keşmekeşliğe hapsolmadı mı?

Kaybede kaybede bugünlere gelmedik mi dünün karanlık sokaklarından?

İbret almaksızın, ibretlik olarak.

Dünya ve ahiret saadeti üzerine tezimiz kalmadı; dilimizin ucunda eskilerin hatırası olarak savum, salat, hac, zekattan gayrı! Bir de manasını yitirdiğimiz şehadetimiz!

Hayallerimiz bile bizim değil…

Çocuklarımızı bile kendi asli değerlerimizle yetiştiremez olduk.

Aksine kendi değerleriyle savaşan-çatışan bir topluma dönüştüğümüzün bile farkında değiliz. 

Hasımlarımızı hısım edindik, kendi kardeşlerimizi düşman edinme pahasına. 

Ki bilemedik günümüzde devlet denilen şeyin, çok uluslu şirketlerin menfaatlerinin geniş insan yığınlarına karşı koruma kollama organizasyonları olduğunu.

Onlar ki mazileri kandan, terden, gözyaşından beslenen emperyal organizasyonlar. Hiç bir kutsalları olmayan oluşumlar. 

Kisvesi demokrasi…

Güya biz halk yığınları seçiyor muşuz başımızdakileri; unutuyoruz ama önümüze konulan listeleri.

Ya kırk katırdır ya kırk satırdır aslında seçtiğin, farkında bile değilsin.

Ne siyonizmden haberin vardır, ne kapitalizmden…

Bir deli gömleği giydirmişlerdir üzerine beşeri ideoloji olarak; sense onun konfeksiyon kalitesi üzerine kafa ve çene patlatırsın ömrün pahasına.

Cehalet zindanındır, idrakinde değilsindir; zindancı üzerinedir bütün fikriyatın.

Karnın, fikrin, ruhun, kalbin açtır…ağzına tıkıştırılan yalancı emziklerle susturmaya çalışırsın bilumum açlıklarını.

Deden, baban, sen, oğlun ve torunun aynı anda esamesini taşırsın bu köleliğinde, prangalarını görmezden gelirsin zat-ı alinize sunulan yılın kölesi plaketi karşılığında.

Sistem muazzam kurgulanmıştır, kaos teorisi eşliğinde.

Herkes memnun, herkes muhaliftir aynı anda…

Arenalarında her türden aslanın karşısına çıkarsın bütün yiğitliğinle, ekmek aslanın ağzındadır ülküsünden dolayı.

Haram ve helal kavramları yasal ya da değildir; o kadar!

Misal içki, kumar, faiz, zina devletin denetiminde olmak kaydıyla anayasal bir haktır.

Seninse ütopyanda “ibrahim olmak” üzerine şiirler vardır; o kadar! Ya da yurttaş kardeşliği!

Lat, menat, uzza, hübel eskilerin putlarıdır; yıkılmışlardır da…Lakin yatak odalarımıza kadar dikilen servet, şehvet, şöhret putları bizi kutsar; ve biz çok memnunuzdur aslında bütün mazeretlerimzle.

Dünyanın bütün haritaları hala dokuz köyden ibarettir; henüz onuncu köyün varlığına dair somut bir delil ortaya konulmamıştır. 

Okullarında dünyanın, senfonik yalanlar genç dimağlara egemenlerin hatırına müfredata uygun olarak itinayla nakşedilir, yetkili uzmanlarca. Masumiyet diplomalı zalimlere dönüştürülür uzun yılların arkasından. 

Bizim mahallenin adı yalnızca “bizim”dir. 

Mahalleler hem site olalı çok olmuştur.

Beton, naylon salgılar bütün hormonlar.

Paradigma, paradoks bile paralıdır.

Beş para etmezler borsalarda tavan yapmıştır.

Avutulmak, uyutulmak anayasal bir haktır neticede.

İtiraz anarşik bir eylemdir, yüceler meclisine.

İlim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlak paraya dönüştürülebildiği kadar mübahtır. 

Şeytan para kisvesinde dolaşır insanların arasında değişik renlerle…

Misal çimen, türbe yeşilinin esamesi okunmaz dolar yeşilinin karşısında.

Kuşatma fevkaladedir.

Fevkaladenin fevkindedir bütün tağuti ıstılahlar.

Tek Tanrıya yer yoktur gidişatta ve düzlemde milyonlarcası dururken.

Onlar dahi alınır ve satılır; acıktığınızda yersiniz onu da bütün iştahınızla ağzınızı şapırdatarak. Olimpos Dağının sakinleri dünyanın ovalarına inmişlerdir. Kablosuz bağlantılarıyla iki yaşındadki bebişlerin parmak uçlarından alışkanlıklara dönüşerek.

Dinsizlik dininin tapınakları avmler hınca hınçtır.

Birey kutsanmış, cinsiyetsizlik resmiyet kazanmıştır.

Irkçılık damarlarda dolaşan kanın adı olmuştur.

Bilumum ve biteviye tükenişler her 5 senede sandıklarla şarza tabi tutulur, dünya sathında.

Demokrasi hücre yenilenmesi verir düzenlere. Cumhuriyet teselli. 

Yumurtalar tokuşturulur ara ara, heyecan adına.

Kurtarıcılar ve kahramanlar ihtisas edilir yığınlara…İltisak olsunlar diye kurulu, müesses nizama. 

Ne mi dedim şu laf kalabalığı arasında?

Ekrem Müdafa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olacak mı?

Mazbatasını ne zaman alacak?

Akparti yanlışları varsa bunun muhasebesine oturacak mı?

Bayram Şenocak başarılı bir seçim dönemi geçirmiş midir?

Fatih Portakal’ın soyadındaki portakalla ilgili ne biliyor? Washington cinsi mi, Yafa cinsi mi?

YSK sayımlarda adil davranmış mıdır?

Reis Akparti teşkilatlarına yönelik bir değişikliğe gidecek midir? Gelen gideni aratır mı?

Fetö’nün bu seçimlerde misyonu ve etkisi var mıydı?

Diriliş bu sezon bitecek mi?

Çukur dizisinde Sena Mahzun’un elinden kurtulacak mı?

Acun ekonomik olarak cidden zor durumda mı?

Wat dedin gulüm?

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.