Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Az Bulutlu

KUR’ÂN-I KERÎM ve PEYGAMBERİMİZ. (3)

18.04.2019
A+
A-

Öncelikle Kur?ân-ı Kerîm?e dayanarak Hz. Peygamber?in ve sözlerinin değerini belirtmekte fayda vardır. Özellikle günümüzde hadîs merkezli çeşitli değerlendirmelerin yaygınlaştığı göz önüne alındığında buna ihtiyaç olduğu inkâr edilemez. Bu konuda çok şeyl

KUR’ÂN-I KERÎM VE PEYGAMBERİMİZ

Öncelikle Kur’ân-ı Kerîm’e dayanarak Hz. Peygamber’in ve sözlerinin değerini belirtmekte fayda vardır. Özellikle günümüzde hadîs merkezli çeşitli değerlendirmelerin yaygınlaştığı göz önüne alındığında buna ihtiyaç olduğu inkâr edilemez. Bu konuda çok şeyler söylemenin mümkün olduğu herkesin malumudur.

Ancak kişisel beyanların sadece sahibi için önem arz ettiği de inkâr edilemez. Hiçbir mü’minin itiraz edemeyeceği ve asla görmezden gelemeyeceği sözler ise, hiç şüphesiz öncelikle Allah’ın kelamıdır. Bu münasebetle burada sadece konu ile ilgili âyetler zikredilecektir. Bu esnada mümkün mertebe başka sözlerden kaçınılacaktır.

Sadece Allah kelamı ile yetinilecek, belki geçiş cümlesi sayılabilecek birkaç söz ilave edilecektir. Bu âyetlerin bize Hz. Peygamber’in konumunu, sözünün kıymetini ve O’nun Allah katındaki değerini göstereceğini ümit ediyorum. Şimdi tamamen âyetlerden hareketle Hz. Peygamber’in rol-model olma durumunu, Yüce Allah’ın Peygamber efendimize tanıdığı hareket alanını, O’nun nazarında elçisinin konumunu görmeye çalışalım.

Peygamber Efendimizin Vasıfları ve Görevi

Bu başlık altında genel olarak Hz. Peygamber’in kimliği, özelliği, sözlerinin mahiyeti ve ne yapmak istediği konusunda birkaç âyet kaydedilecektir.

1-“Muhakkak ki sizler için, Allah’a ve âhiret gününe inanan ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Rasulü’nde pek güzel bir örnek vardır.”2 Peygamber efendimiz, mutlak olarak her alanda en güzeli gösteren bir rehber olduğu Allah tarafından garanti edilen yegâne kişidir. Rehber, yanındakilere yol gösteren insandır.

Şayet Hz. Peygamber’den bize sağlam bilgiler gelmedi ise, bize nasıl rehberlik edebilir? Nasıl bize yol gösterebilir? O zaman bu âyet, Kur’ân-ı Kerim’de fuzuli bir yer mi işgal etmektedir? Asla!.. Kur’ân-ı Kerîm’de değil bir âyet, bir kelime dahi fuzuli değildir, her birinin mutlaka bir karşılığı vardır. Bu  âyetin karşılığı da, mutlak olarak her konuda Peygamber efendimizi örnek edinmektir.

2-“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”3 Ahlâk, insanın bütün davranışlarını içine alan bir tabiattır. Bu âyet-i kerîmeye göre, bunun zirvesi sadece Muhammed Mustafa’ya (as.) aittir. Bunu da Allah garanti etmektedir. İlk âyette sorduğumuz sorular, burada da sorulmalıdır.

3-“…Şüphesiz ki sen insanları en doğru yola götürüyorsun. Göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın yoluna götürüyorsun…”4 Peygamber efendimizin görevi insanların doğru yolu bulmaları için rehberlik etmektir. Cenâb-ı Hak da O’nun, insanları en doğru yola götüreceği garantisini vermektedir.

Hz. Peygamber’in beni doğru yola götürebilmesi için, bana bazı şeyler söylemiş olması gerekir. Sadece kendi çağdaşlarına değil, İslâm kıyâmete kadar sürecek bir din olduğundan dolayı kıyâmete kadar gelecek olan her insana kadar O’nun mesajları sahih bir şekilde ulaşması icabeder. Eğer bir şey söylemedi ve bize O’ndan sahih br şey ulaşmadı ise, insanları doğru yola götüreceğinden nasıl bahsedilebilir? Peygamber efendimiz insanları doğru yola götürmek için rehberlik görevini kesinlikle yerine getirmiştir, dolayısıyla söylediklerinin de kıyâmete kadar insanlara ulaşacağına şüphe yoktur.

4-“O, kendi arzusuna göre konuşmaz. O’nun konuşması vahiyden başka bir şey değildir.”5 Bu âyet-i kerimede ifade mutlak olduğuna göre, Hz. Peygamber’in dine dair sözleri de vahiy ürünüdür; eğer Allah’ın muradına uygun düşmeyen bir sözü olsaydı, mutlaka Allah tarafından tashîh ve ta’dîl edilirdi. Çünkü tashîh edilmediği takdirde, o söze dayanarak Müslümanlar Allah’ın muradına uygun olmayan şeyleri yapmış olurlardı. Böyle bir şeyin ihtimali bile söz konusu değildir.

5- “Andolsun ki Allah, müminlere âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve hikmeti öğreten kendi içlerinden bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.” Cenâb-ı Hak bu âyet-i kerimede, Hz. Peygamber’i, insanları her türlü kötülükten arındırmak, onlara kitabı ve hikmeti öğretmek ve daha önce sapıklıklar içersinde yüzen insanları temize çıkarmak için gönderdiğini haber vermektedir.

Aynı meâlde âyetler başka yerlerde de geçmektedir. Bu görevle yükümlü olan birinin hiç konuşmadan görevini yerine getirmesi mümkün değildir. Eğer sözleri sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde ulaşmamıştır dersek, o zaman Rasûlullah’ın (as.) görevi sadece kendi çağdaşları ile sınırlı olduğu anlamına gelir.

Bu durumda, sonraki dönemlerde yaşayanlar O’nun görev ve sorumluluk alanına girmiyorlar mı, diye sormak gerekir. Eğer giriyorlarsa mutlaka onlara da bir şeyler söylemiş ve söyledikleri sonraki nesillere de ulaşmış olmalıdır. Bu âyete göre, Hz. Peygamber’in hadîslerini dikkate almazsak Cenâb-ı Hakk’ı yalanlamak gibi bir tehlike de akıldan ırak tutulmamalıdır. Bu âyette Cenâb-ı Hakk’ın, Peygamber efendimizi elçi olarak göndermekle mü’minlere büyük bir lütufta bulunduğunu, bundan dolayı insanların kendisine minnet borçlu olduklarını söylemesi de ayrıca dikkate değer görülmelidir.

6- “Ey peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı olarak gönderdik. Hem de izniyle Allah’a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil olarak gönderdik.”8 Bu âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak Hz. Peygamber’i, insanlığa nurlar saçan bir kandil olarak gönderdiğini haber vermektedir. Bu, mecâzî bir ifadedir, maksat O’nun sözleriyle insanları aydınlatmasıdır. Bu bir tespittir ve Peygamber efendimize verilen görevi dile getirmektedir.

Şayet Hz. Peygamber’in sözleri sonraki nesillere sahîh bir yolla ulaşmamış ise, onları nasıl aydınlatacaktır? Âyetteki ifadenin gerçekleşmiş olması için Peygamber efendimizin söylediklerinin sonraki nesillere de ulaşmış olması gerekir. Hiç şüphesiz Allah’ın söylediği doğrudur ve gerçekleşmiştir.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.