Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

ŞEHİR ve ŞEHİRLEŞME ARASINDA İNSAN

19.04.2019
A+
A-

Bir annenin çocuğunu esen rüzgârdan korumak için sıkı sıkı sarıldığı, satıcının elinde simit ve içecek tepsisiyle dolaştığı, gözleri birbirine değen genç âşıkların çekingen tavırda birbirleriyle konuştuğu, saçları uzun baştan aşağı siyah giyinmiş bir genc

Bir annenin çocuğunu esen rüzgârdan korumak için sıkı sıkı sarıldığı, satıcının elinde simit ve içecek tepsisiyle dolaştığı, gözleri birbirine değen genç âşıkların çekingen tavırda birbirleriyle konuştuğu, saçları uzun baştan aşağı siyah giyinmiş bir gencin etrafındakileri aldırmaksızın içine derin derin sigara dumanını çektiği, iki tane yaşlı çiftin birbirine tutunarak dik durmaya çalıştığı, bir yandan da etrafına bakınmaksızın koşuşturan ve bir yerlere yetişmeye çalışan insanların olduğu bir yerdi burası. Evet, Beşiktaş Üsküdar vapuru burası. Her telden her demden insanın farkında olmadan buluştuğu bir kesişim noktasıdır.

Ülkemizde, büyükşehirlerin başını çeken İstanbul’ un sakinlerinden bahsediyorum. Yaşadığı şehri dinlemeye fırsatı olmayan, öğrenmek için talep etmeyen ve isteksiz İstanbullulardan… Hâlbuki İstanbul, geçmişinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihte birbirinden kıymetli ve değerli anılara tanık olmuş her bir köşesinde bir cevher barındıran güzide bir şehirdir. Şehirleşmede insanın yaşadığı şehrin medeniyetini kökenini bilmek önem arz eder. İnsanların hiç bitmeyen dünya hırsları arzuları istekleri için koşuşturduğu ve durup yaşadığı şehri göremeyecek kadar meşgul olduğu İstanbulluların çok kısa bir süre de olsa temposuna mola verdiği ve nerede yaşadığını hatırladığı yer olan vapur seyahatlerinden bahsedeceğim size.

19 yüzyılın ortalarına kadar İstanbul’ da deniz ulaşımı kayıklar ile sağlanmıştır. 1827’ de satın alınan 1 adet buharlı gemi ile ilk taşımalara başlanmış, halk arasında Buğ gemisi olarak da bilinen Swift isimli vapur II. Mahmut döneminde Tersane-i Amire tarafından satın alınmış ve hizmet vermeye başlamıştır. 1837 yılında 2 yabancı şirket taşımacılık işi yapsa da bir müddet sonra yasaklanmıştır. 1838 yılında ilk Osmanlı bandıralı buhar gemileri olan Mesir-i Bahri ve Eser-i Hayır 1838 yılında işlemeye başlamıştır.

 Vapur işletilmesi fikri ilk olarak zamanın sadâret müsteşarı olan Keçecizâde Fuat Paşa (1815-1869) ile eski adliye nâzırı Ahmet Cevdet Paşa (1822-1895) tarafından ortaya çıkmıştır. 17 Ocak 1851 günü Şirket-i Hayriye ismi verilerek padişahın irade-i seniyyesiyle Osmanlı Devleti’nde ilk anonim şirket olarak kurulmuş ve 1854 tarihinde satın alınan 6 vapur ile şirket seferlerine başlamıştır.

Şirketin umum müdürü Hüseyin Hâki Efendi, Rumeli ve Üsküdar arasında askerlerin ve sivillerin taşınmasındaki sıkıntıya bir çözüm üretmek isterken aklına yandan çarklı yolcu ve yük taşıyan vapurların başına ve sonuna birer kapak ve köprü takılmasıyla ve yolcu oturma alanlarının kaldırılmasıyla at ve arabaların kolaylıkla boğazdan geçirilmesi fikrini ortaya atmıştır. Böylelikle dünyada başka hiçbir yerde olmayan vapur tasarlanmış ve kolaylık anlamına gelen Suhulet ismi verilerek Türk bayrağı çekilip İstanbul’ da hizmet vermeye başlamıştır. Ardından çift silindirli olan Suhuletle birlikte kardeş gemi olarak adlandırılan Sahilbend isimli vapur hizmete girmiştir.

Manası gibi kolaylıkları beraberinde getirmiş olan 26 numaralı Suhulet vapuru Çanakkale Savaşı’ nda bir kıtadan diğerine askeri takviyeyi ulaştırmak üzere süvari birliklerin 4 günde aştığı mesafeyi 2 saat içerisinde aşmış ve savaşın kaderini değiştirecek önemli askeri takviyelerin gerekli yerlere ulaştırılması konusunda hız ve kolaylıklar sağlayarak Çanakkale destanında adını yazdırmıştır. 1958 yılına kadar çalışan Suhulet 1961 yılında gemi sökücüsünün eline teslim edilerek ortadan kaldırılmıştır. Kardeşi olarak adlandırılan Sahilbend ise 1959 yılına kadar çalışmış, 1967 yılında satılmış, yeni sahipleri onu yük gemisi haline getirerek Kaptan Şükrü ismini vermiştir.

İşte boğazın bir yakasından diğerine geçerken kullandığımız vapurun hikâyesini başlatan Suhulet ve Sahilbent kardeşleri kaç kişi biliyor? Çanakkale’ ye giden kaç kişi bu gemilerin isimlerini yad ediyor? Yaşadığın şehri sahiplenebilmesi için insanın önce şehrini okuması, tanıması ve bilmesi gerekir. Yoksa şehirleşme hakkıyla gerçekleşemez ve manasız bir grup insan yığını haline dönüşür. Çünkü şehirleşme beraberinde yoğun bir çekim gücü getirir ve eğer bu planlanamaz ve kontrol edilemezse toplumda ayrışmalar, uyuşmazlıklar ve kutuplaşmalar olur.

Her ne kadar şehirleşme sadece fiziki olarak yapılı çevredeki değişim olarak algılasa da toplumun yaşayışını, sosyal ve demogratik yapısını en derinden etkileyen bir değişimdir. Birbirinden farklı insanların, dinlerin, ırkların, kültürlerin, düşüncelerin birlikte var olduğu yerdir şehir. Bu bağlamda ne geçmiştekini yok saymak, yıkmak ya da görmemezlikten gelinmeli ne de geleceğe daha özgür bakmaktan çekinilmeli. Özgür bakarken de taşıyla toprağıyla var olan çevresini bir nimet olarak gören medeniyet anlayışıyla az müdahalede buluna şehirler kurulmalı ki şehirde yaşayanlar yaşadıkları şehrin hikayesini görsün ve o hikayeyi devam ettirebilsin.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.