Site Rengi

DOLAR 5,7622
EURO 6,3769
ALTIN 277,1
BIST 96.480
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

Şehir ve Değişen Kültürü: Divanyolu Caddesi -1

10.05.2019
A+
A-

Hiç düşündük mü şehir kültürü nedir ve nasıl oluşur?

Şehir ve Değişen Kültürü: Divanyolu Caddesi -1

Hiç düşündük mü şehir kültürü nedir ve nasıl oluşur? Arisotales’ e göre şehir soylu bir amaç için ortak yaşamdır. Hamdi Tanpınar’a göre ise ‘şehir bir terbiyenin ve zevkin etrafında teşekkül eden müşterek bir hayattır’. Şehir denilince farklı açılardan birçok tanım yapılabilir ama kısaca şehir, din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın bütün bireylerin kendi düşüncesini özgürce ifade edebildiği ortak yaşam alanıdır. Aynı şehirde yaşayan bireylerin bulundukları yere müdahale etmeleriyle, şehirler şekillenir, değişir ve zamanla büyüyerek gelişmeye başlar. Üretilen düşünceler, eserler, keşfedilen yeni şeyler ve inşa edilen yapılı çevre ile bireyler kültürünü şehirlerine aktarır ve böylelikle şehirler kimlik kazanır. Tarihsel süreçte birçok hadiseye tanık etmiş ve birbirinden farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan İstanbul’da birbirinden farklı kimlikleri okumak mümkündür. Örneğin Divanyolu Caddesi…

İstanbul’da çoğu kişinin farkında olmadan transit geçtiği Divanyolu Caddesi, Bizans döneminde Mese olarak adlandırılan, Osmanlı zamanında Divanyolu olan, kurulduğu ilk andan şu ana kadar birçok değişim görmüş, yaşamış bir ana arterdir. Ayasofya meydanından başlayıp ikiye ayrılarak biri Laleli Külliyesi’ne, diğeri Fatih Külliyesi’ne ve oradan Edirnekapı’ ya kadar uzanan arteri tanımlar. Bu arter İstanbul’un yedi tepesinin üçünden geçer ve bunlar Sultanahmet Meydanı (Hipodrom) Çemberlitaş Meydanı (Forum Kostantini) ve Beyazıt Meydanı (Forum Tauri)’dir.

Mese yolunun düzenlenme tarihi yaklaşık 3. ve 4. yy.a denk geliyor. Şehrin temeli Severus zamanında atılmış ve bu yol dönemin önemli bölgelerini bağlayan omurga işlevi görmüştür. O zamanlar İstanbul’un sıfır notası olarak bilinen Hipodrom meydanındaki Milion Taşı’ ndan Çemberlitaş’a kadar yolun heykellerle süslü iki katlı revakları olan alt kısımda dükkânların sıralandığı bir ticaret aksı olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu dönemde zanaatkarlar forumda yani meydanlarda dokumacılık, gümüşçülük, mumculuk gibi ticaretle uğraşmışlardır. Forum Kostantini olarak adlandırılan yerin ise eski kentin mezarlık alanı üzerine kurulduğu ve Bizansın Batı kapısı olarak adlandırıldığı biliniyor. Önünden geçen her atlı burada atından iner ve dua ederdi. Bu iki meydanın biraz daha ilerisinde bulunan Forum Tauri halkın toplandığı, Marmara, Haliç ve Boğaz manzarasının en değerli tepesiydi. Bu yol imparatorun şehre girip çıkarken kullandığı özel bir yoldu. Şehre zaferle dönen imparator Zafer alayı ile Büyük Sarayına bu yoldan geçerek giderdi. Hem ticaret hem de sosyal hayatın akışının yoğun olduğu bir güzergah olarak kullanılıyordu. 10. yüzyılda kadar birçok yangın geçiren Mese yolu üzerinde belli bölgedeki anıtlar dışında çoğu yapı yanmıştır.

Şekil 1:Justinianus’a kadar İstanbul, Dethier 1873

14.yy a gelindiğinde ana aks olarak Mese yolu korunmuş şehirde sivil mimari yapılar artmaya başlamıştı. İstanbul’un Osmanlı tarafından fethedilmesi ile birlikte şehirle birlikte bu arter de bir dönüşüm içerisine girmiş, sivil mimarinin gelmesiyle birlikte meyve ağaçlarının ve yeşilin bol olduğu bahçeleri de getirmiştir. Ayrıca devlet erkanı bu güzergahı sadece geçiş yolu olarak kullanmamış, birçok kamu yapısını da bu güzergahta inşa ettirmiştir. Fetihten önce kamusal alan olarak forumlar, stoalar ve anıtsal sütunun çevresindeki boşluklar bulunuyordu. Osmanlı ile birlikte şehirde külliyeler inşa edilerek iç dış avlular, çayırlar ve meydanlar oluşmaya başladı. Külliye kültürü ile birlikte medreseler, şifahaneler, hamamlar, çeşmeler, mescidler ve meydanlar ile birey merkezli değil toplum merkezli alanlar oluşturuldu.

Osmanlı zamanında bu arter birçok törene ev sahipliği yapmıştır. Cuma alayı bu törenler arasında en bilinenidir. Sultanlar Cuma günleri namaz için kalabalık alaylarla farklı camilere giderler ve dönüşlerinde Divanyolu üzerinde dükkân sahiplerinin, halkın dileklerini ve eleştirilerini dinlerdi. Diğer yaygın tören yeni doğan padişah çocukları için düzenlenen Veladet-i Hümayun denilen Beşik Alayları’ dır. Beyazıd Camii’nin Buğdaycılar Kapısı’ndan çıkan alay Divan yolundan geçerek Topkapı Sarayı’na Bab-ı Humayun kapısından geçerek girerdi. Bunun dışında kılıç alayları, evlenme/sünnet alayları, ordu geçitleri gibi törenler de yapılıyordu.

Şekil 2: Fetihten sonraki dönemde İstanbul 

 

1860’larda farklı yabancı firmalar tarafından tramvay hattı kurup işletme fikri gündeme gelmiş ve birbirinden farklı güzergahlar tasarlanmıştı. Tasarıdaki ilk güzergah Eminönü Meydanını Divanyolu üzerinden Beyazıt Meydanı’na ve at meydanına bağlıyordu. Ve nitekim bu tren yolu tasarımı beraberinde bu ana arterin genişletilmesi fikrini doğurmuş ve bu arter üzerinde şehrin imajını değiştirecek yeni bir yüz getirecek kararlar alınmasına sebep olmuştu.

Bizansın Mese’ si Osmanlının Divanyolu’ nun tarihinden koparılarak şehirleşme adı altında kaybolan anılarını kimler biliyor? Çemberlitaş meydanından geçerken Severus’un atlıları alaylarının yaptığı törenler geliyor mu hatırımıza? Ya da Osmanlı zamanında kutlanan bayramlar? Hatırlamak için bakmak yetmiyor, bilip görmek gerekiyor. Gerçi şimdiki haline bakıp da eski izleri okumak çok güç… Lakin her İstanbullu ‘nun en az bir kere önünden geçtiği Divanyolu Caddesi’nde hangi hatıraların yaşadığını, hangilerinin yok edildiğini bir sonraki yazımda aktaracağım.

Biz hangi medeniyeti kaybettik?

Çağdaş medeniyet adı altında beton yığınlarına hapsolmuş bir toplum nasıl olduk?

Şehirleşme adı altında nelerden feda ettik?

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.