Site Rengi

DOLAR 5,6947
EURO 6,2887
ALTIN 275,1
BIST 101.458
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

Bu gece bin aydan daha hayırlı bir gecedir.

07.06.2019
A+
A-

Nur yağar bu gece gökten toprağa

Arınır ruhumuz kir ile pastan

Can gelir yeniden solmuş toprağa

Sıyrılır gönlümüz kederden yastan

Nur yağar bu gece gökten toprağa

Arınır ruhumuz kir ile pastan

Can gelir yeniden solmuş toprağa

Sıyrılır gönlümüz kederden yastan

(F.Cemal Oğuz Öcal)

 

Sevgili okuyucularım,

KADİR GECESİ  Bütün İslam dünyasındaki Müslümanların nezdinde çok önemli bir yer tutan mübarek bir gecedir.kadir .

Yüce Rbbimize sonsuz hamdü senalar olsun ki bizleri  bu sene de bu kutsal geceye kavuşturdu.ne kadarşükretsek azdır.

Rabbimiz bu gecenin feyiz ve bereketinden layığı veçhile istifade etmeyi herkese nasip eylesin inşallah….



Sevgili dostlar,

Bu geceye kutsiyet kazandıran olay Hz.Kur’anın bu gecede nazil olmasıdır.

Yüce Rabbimiz bunu Kur’anda şöyle beyan ediyor:

Biz onu (Kur’an’i) Kadir gecesinde indirdik. Kadr.97/1

Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin? Kadr.97/2



Kadir gecesi, bin aydan hayirlidir. kadr. 97/3 



O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her is için iner dururlar. Kadr.97/4

 O gece, esenlik doludur. Ta fecrin dogusuna kadar. Kadr 97/5

  

Sevgili dostlar,

Kur’anın ifadesi ile  bu gece bin aydan daha hayırlı bir gecedir. Gene Kur’andan öğrendiğimiz bir başka özelliği ise Meleklerin Bu gece de rahmet ve bereketle yeryüzünü şereflendirmeleridir.

Zaten Kur’an başlı başına bir rahmettir.Başlı başına şifadır . Yüce Allah İsra süresinde:

“Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.”  (İsrâ; 17/9)

“Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz….”[İsra:17/82]



Aziz okuyucularım,

Bin aydan daha hayırlı olan bu geceden gerçek manada istifade edebilmek için bir sene boyunca  gaflette bulunup sadece o gece camiye,cemata,dua ve niyaza koşmakla mümkün değildir.



Sevgili peygakmberimiz(sav) sordular:

–Ey Allahın Rasülü, en makbul ibadet hangisidir?

Sevgili Peygamberimiz(sav):

“Edvemü hâ ve kalle= yani az da olsa devamlı yapılandır” buyurdu..Müslümanın görevi devamlı ibadet ve kulluk halind bulunmaktır. Yoksa bir sene boyu kılını kıpırdatmayıp sadece kadir gecesinde camiler koşmak, cemaatle hem hal olmak bu gecenin feyzinden bereketinden gerçek istifadeyi sağlamaz bunu da bilelim.

Bu gece için  herkesin biririne ve özellikle de hocalarımıza sorduğu bir soru vardır.”Ne yapalımı, nasıl hareket edelim ki  ki bu gecenin feyiz ve bereketinden istifade edelim”..

Aynı soruyu Efendimiz(sav)in eşi Hz Aişe de kendisine sormuş ve Peygamberimiz ona “Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” diye dua et buyurmuştur.(Tirmizî, “Deavât”, 84. )

Bizlerde  aynı duayı tekrarlayalım. Bu gecenin gündüzünde de fakir, muhtaç ve ihtiyaç sahiplerini görüp gözetelim..Anne babamız hayatta ise onları ziyaret edelim ellerini öpüp dualarını alalım.Şayet hakka yürümüşlerse ruhların şad etme yolunda gayret gösterelim…

Bu gece bol bol tövbe istiğfar edelim..Kazaya kalan namazlarımızı eda edelim. Dargın olanlarımız varsa barışalım,barıştıralım.Zekatlarımızı, fitrelerimizi ve varsa fidyelerimizi verilim ki fakirlerde bayramı gönüllerinde yapabilsinler..Bugün ki makalem de sizden gelen sorulardan sadece iki tanesine cevap verip Muhterem hocam Prf.Dr.Hayrettin karamanın 1965 yılında gönül tellerimizi titreten bir şiiri ile son vermek istiyorum.



Şimdi sizden gelen sorular

Soru:

Saçlarım erken yaşlarda döküldü. Bu beni çok rahatsız ediyor. Özellikle çevremdekiler beni görüp “aaa nasıl olmuşsun böyle” deyince kötü oluyorum. Çok takıntılı hale geldim. Saç ekimi yaptırmayı düşünüyorum, fakat caiz değil diyorlar. Ne düşünüyorsunuz?

Cevap:

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun bir kararını aktarıyorum: “… Sahih hadis kitaplarının hepsi, Hz. Peygamber’in dökülen saçın yerine saç eklemeyi ve ekletmeyi yasakladığını rivayet ederler.

Nitekim Buhârî ve Müslim’in rivayetine göre, ensardan bir cariye evlendikten sonra hastalanmış ve saçı dökülmüştü. Ailesi ona takma saç bağlamak istediler ve bunu Resûlullah’tan sordular. Hz. Peygamber bunun üzerine, ‘Allah, saç ekleyene ve eklettirene lânet etsin.’ buyurarak bunu yasakladı (Buhârî, “Libâs”, 83; Müslim, “Libâs”, 117).

(…) Kadın olsun erkek olsun saçtan veya saça benzer bir maddeden peruk takmasının Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından hoş karşılanmadığı; ancak saçı dökülen kimsenin tedavi ile bunu önlemesinin veya yeniden saç bitmesini sağlamasının caiz görüldüğü söylenebilir.”

Bu kararı da dikkate alarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, toplum içinde rahatsızlık duyuyorsanız saç ektirmenizde dinî bir sakınca yoktur. Ayrıca saçsızlık yüzünden maddî veya psikolojik olarak rahatsız olan bir kimse başına saç ektirebilir; bu bir nevi tedavidir ve caizdir.

Meselenin daha iyi değerlendirilmesi için Diyanet İşleri başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun estetik ameliyatla ilgili olarak 28.11.2002 tarihinde verdiği fetvanın bir paragrafını buraya alıyorum:

“(…) Dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslâm dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri yontarak seyrekleştirmek gibi ameliyeleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libas, 33).

Buna karşılık, vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek, bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir.

Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun yaptırılmasına Hz. Peygamber müsaade etmiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31).

Buna göre hastalık sebebiyle saçları dökülenler, kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan ya da sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez. ( [1] Daha geniş bilgi için, www.diyanet.gov.tr “Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları” bölümüne bakılabilir.)

 

Soru:

Filistin’de kardeşlerimizi öldürüyorlar ama biz hiç bir şey yapmıyoruz hocam. Günaha mı giriyoruz, ne yapmalıyız?

Cevap:

Bizim, yerin altındakileri hesap etmeksizin 400 küsur sene hizmet ettiğimiz bu mübarek topraklardan (kendi içlerinden casuslar bulmak suretiyle) içten pazarlıklı Batılılar Osmanlı’yı arkadan vurarak bizi buralardan kovmuş, kendisi oraları -sırf petrol olduğu için- işgal etmiş, o günden bugüne kadar da Orta Doğu’da kan ve gözyaşı dinmemiş ve halen hem kan ve hem de Müslümanların gözyaşları akmaya devam ediyor.

Her devletin sınırları belli ama Orta Doğu’da İşgalci Siyonist İsrail’in sınırları belli değil. İşgal ettiği toprakların % 80-85’i gasp edilmiş topraklardır. Allah’ın Kur’ân’da lanetlediği bir milleti maalesef Batılılar kendilerine karakolluk yapsın diye yerleştirmişler ve dağdan gelip bağdakini kovmaya gayret ediyorlar. Türkiye hariç bütün dünya da “Hey arkadaş sen dağdan geldin bağdakini kovuyorsun ne bu hal!”demedi, demiyor. Öyle olunca da zalim ve gaddar Yahudi, Filistinlilere kan kusturuyor. Dileyelim bunların düşmanlarını Mevlâ kendi içlerinden versin. Müslümanlara yaşattıkları bu zulmü başlarına makus eylesin.

Filistin’deki kardeşlerimize şu anda yapacağımız tek şey var; o da dua etmek ve kampanya açıldığında maddî katkıda bulunmak. Başka elimizden gelen bir şey yok ki sevgili kardeşim. Rabbim yâr ve yardımcıları olsun.

 

Kadir Gecesi

Rûhlarla buluşur kullar bu gece 

Allah’la konuşur kullar bu gece 

Bize Kur’ân geldi Mevlâ katından 

Mevlâ’ya kavuşur kullar bu gece 



Süzülür melekler gökten bu gece 

Kanatları okşar bizi gizlice 

Rûh denen o Rabbe yakın bilmece 

Onu Allah bize yollar bu gece 



Peygamber aşkına Hak sevgisine 

Tutulup da yanan erircesine 

Bağlanan Kur’ân’ın her hecesine 

Mutlu olur işte onlar bu gece 



Bizi rahmetine daldır ilâhî 

Kur’ân’ından nasip aldır ilâhî 

Aradan perdeyi kaldır ilâhî 

Nasipsiz inmesin kollar bu gece 



HAYRETTİN KARAMAN

İstanbul  1965 Kadir gecesi

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.