Site Rengi

DOLAR 5,6978
EURO 6,3054
ALTIN 268,3
BIST 106.805
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

ÜÇ KABUKLU DÜNYA

16.10.2019
A+
A-

ÜÇ KABUKLU DÜNYA

 

Ne güzel söylemiş Âşık Veysel:

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum, ne haldeyim?
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Düşünülürse derince
Uzak gözükür görünce
Yol bir dakka miktarınca
Gidiyorum gündüz gece

 

Bilmiyoruz ne haldeyiz. Gidiyoruz gündüz gece… Düşünmek gerek, ‘Neredeyiz, nereye nasıl gitmekteyiz?’ diye.

İlk kapısı doğum, son kapısı ölüm olan bu dünya hanının bir yolcusuyuz. Kimimiz bir türkü tutturmuş,  kimimiz yolunu unutmuş, kimi hesapsız, kimi kitapsız yürürken bilmiyoruz ne haldeyiz. Nasıl da dalmışız! Kimimiz aş için, kimimiz iş için, kimimiz de hep bir şeyler uğrunda öyle ya da böyle yaşıyoruz işte. Rüzgâr gibi esip geçerken zaman,  ömrün neresinde ne halde olduğumuzu bilmeden hep bir şeyler peşindeyiz. İki kapılı bu dünya hanın birinci kapısından girmişken içeri; ikinci kapısından elbet bir gün çıkacağımızı çoğumuz hesaba katmıyoruz.

Uzun ince bir yol gibi dursa da bu hanın iki kapı arası, aslında üç günlük bir yol mesafesi: Dün, bugün ve yarın. Otursak da oyalansak da, ister güle oynaya ister ağlaya sızlaya bir gün o kapıdan illa ki çıkacağız dışarı. Böyle acı bir gerçek varken önümüzde,  sağlam yürümek ve tedbirli olmak gerekirken ömrümüzü riske atmak büyük bir cesaret.

Bilirsiniz… Provasız, risklidir başarmak. Terziler, oyuncular, sporcular…  Hatalarını provada fark edip düzeltme fırsatını bulabilirler. Her şeye rağmen güzel olmadıysa ortaya çıkan, tekrarını yapabilirler. Mesela bir terzi, yeni bir elbise daha dikebilir; bir oyuncu yeni bir sahne, bir sporcu yeni bir maç daha düzenleyebilir. Peki ya ömrümüz? Ömrümüzün telafisi nasıl yaşanabilir? Provası nasıl yapılabilir?

Aslında bu yaşam sahnesi, ibret alana çok ders vermekte:  Emar filmi için, asri kabre benzeyen o cihaza girip de kabri, ölümü düşünmeyen var mıdır içinizde?  İçeriye alınırken hatıra kolyenizi, yüzüğünüzü bile alamazsınız yanınıza. İşte size hayatın gerçek yüzünü çağrıştıran bir son kapının çıkış provası… Gerçek kabir yolculuğunda da bir tek şey dışında, yanınıza hiçbir şeyi alamadığınız gibi.

Bakınız ne buyuruyor bu konuda Peygamber Efendimiz: ‘Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır. Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır.’ buyurmuşlardır.

             Üzeri yazgılı anahtarlar, kapalı kapılarımızı açmak için uzanacak bir eli beklerken, görmezden gelmek ne büyük bir gaflet. Üç (gün) kabuklu dünyayı kırarak darlığından çıkıp genişliğe,  gafletinden sıyrılıp gerçek manasına ermek, ne büyük bir nimet.

ALLAH’IM BİZLERİ,  YARATILIŞ GAYESİNİ UNUTMAYIP DÜNYAYA ALDANMAYAN AMELİ GÜZEL İNSANLARDAN EYLESİN! Amin.

 

Derya Gültekin

 

      

Askıda üzeri yazgılı anahtarlar, kapalı kilitleri açmak için uzanacak bir eli beklerken görmezden gelir çok zaman. Üç (gün) kabuklu dünyayı kırarak darlığından çıkıp genişliğe, gafletinden sıyrılıp gerçek manasına isterse varamaz mı insan?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
2 Nisan 2019
22 Mart 2019
9 Mayıs 2019
23 Ağustos 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.