Site Rengi

DOLAR 5,8018
EURO 6,4296
ALTIN 273,7
BIST 107.932
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

“Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

24.11.2019
A+
A-

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak’kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir

Yunus Emre

 

‘Okumaya kanmadım.

Geçen ömre yanmadım.

Kırk yıldır Muallimim.

Vallahi usanmadım.’ diyor,ünlü Türkolog Kilisli Muallim Rifat Bilge..

 

Saygıdeğer okuyucularım,

Bugün 22 kasım 2019 Cuma..İki gün sonra da 24 kasım 2019 Pazar “öğretmenler günü”..Ben bugün ki sohbetimizde Bizim her şeyimiz olan öğretmenlerimizle ilgili  size yukarda resmini gördüğünüz Prf.Dr.M.Yaşar Kendemir Hocamızın kitabından alıntılar yaparak bilgiler aktarmaya çalışacağım.

“Öğretmenlik bir gönül işi, gönülleri tutuşturan sevda işidir. Bu ateş gönüllere kendiliğinden düşmez. Onu gönlümüze salan ve bizi bu şerefli meslekle ayrıcalıklı kılan biri vardır ki o bizi biz yapan öğretmenlerimizdir”(age.s.9)

“Öğretmenlerimiz gül yetiştiren bahçivanlar gibidir. Öğretmen deyince bizim aklımıza “gül yetiştiren bahçivan gelir.”

Biz veliler, ciğerparemiz olan yavrularımızı  en verimli çağlarında bu gül yetiştiren Bahçıvanlara teslim ederiz ki o bahçıvanlar maharetli elleri ile yavrularımızı ilimle, haya ve edep,iffet,şefkat ve merhamet duygularıyla yoğursunlar, yetiştirsinler, zihinlerini ve gönül dünyalarını  kendi milli ve dini değerlerimizle yoğursunlar ve bizde onların gül kokularından istifade edelim.

Sevgili dostlar,

Biz cemiyet olarak dini ve milli değerlerine önem veren , bu uğurda çilelere katlanan bir milletiz. Biz topyekûn bu değerlerimizle nefes alıp veririz. Okullardaki öğretmenlerimizden aldığımız bu değerlerle biz hayatımıza, evimize ,iş yerimize bu ruhle şekil veririz. Gözümüzün ve gönlümüzün süruru olan yavrularımız bu öğretmenlerimiz sayesinde hayata hazırlanırlar..bir çok şeyi bu öğretmenlerimiz onlara aşılar.

Sevgil Dostlar

Bakınız ben de bir öğretmenim..Senelerce öğretmenlik yaptım.yetiştirdiğim öğrencilerimden her meslekte başarılı insanlar var. Beni yetiştiren hocalarımın bir kısmı Başta Gönenli Mehmet Efendi, Mahmut Bayram, Hüseyin Karagözoğlu, Selçuk Eraydın, Emin Işık, Prf.Dr.Bekir TOPALLOĞLU,Ahmet Muhtar Büyükçınar, Adil Teymur,ve isimlerini hatırlayamadığım daha pek çokları  Hakka yürüdüler. Onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları Cennet olsun.

Halen hayatta olan hocalarımdan da Prf Dr.Hayrettin karaman, Prf Dr.Yaşar Kandemir,  Dr.Tayyar Altıkulaç, Ahmet Kahraman, Muhammet Eroğlu, Prf.Dr.Mahmut Kaya,Prf.Dr. İsmajl.Karaçam. Dr.Mehmet Ali Sarı ve isimlerini şu an   sayamadığım epeyce hocam da hayattalar., bunlarla seyrek te olsa görüşüyoruz, ellerini öpme hatırlarını sorma imkanını buluyorum.

Bir araya geldiğimizde mutluluk duyuyorum. Kendilerine Sıhhat,afiyet ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum.  Bizler ne almışsak bunlardan almışız .Bunlar bizi adeta hamur yoğurur gibi milli ve dini değerlerle yoğurdular ve hayata hazırladılar. Allah onlardan razı olsun.

 

Sevgili Dostlar.

“Öğretmenler seçkin insanlardır ve öğretmenlik te kesinlikle seçilmiş insanların mesleğidir.” (a.g.e.16)

de bizim en büyük öğretmenimizde Sevgili Peygamberimizdir.Rabbin O’nun şefaatinden mahrum bırakmasın bizleri.. Kendisi de zaten hadislerinde öyle buyuruyorlar ..

Sevgili Peygamberimiz(sav) bir gün mescidi Nebeviye geldi baktı ki sahabe-i kiramdan iki gurup insan var. Bunlardan Bir gurubu tesbih ve zikirle meşguller, diğer gurup ise ilmi konularla meşgul oluyorlar…bunları görünce şöyle buyurdu:

“Her iki grup da hayırlı bir işle meşguller. Bir kısmı Allah’a dua ediyor ve O’ndan bir şey istiyorlar. Allah, onlara dilerse verir, dilerse vermez. Diğerleri ise ilim tahsil ediyorlar ve bilmeyen kimselere ilim öğretiyorlar. İşte bunların yaptığı daha faziletlidir.”buyuraraek onları taltif etti ve arkasından da;

. “Şüphe yok ki, ben de bir öğretmen, bir öğretici olarak gönderildim.” .:””(İbni Maci, mukaddime17)  buyurdu..

Sevgili Dostlar,

Malum kur’an da Yüce Mevla:

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟

De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!” Doğrusu ancak akıl iz‘an sahipleri bunu anlar.”  (Zümer;39/9)

Sevgili dostlar,

Gene biliyoruz ki İslamın ilk emri Oku diye başlar..ve Biricik Peygamberimiz cehalete savaş açarak gelmiştir.

“Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’in adiyla. “Yaratan rabbinin adıyla oku!”  (Alak; 96/1)

O, insani bir aşılanmış yumurtadan yarattı. (Alak; 96/2)

Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. (Alak; 96/3)

O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. (Alak; 96/4)

Insana bilmedikleri şeyi öğretti. (Alak; 96/5)

 

Sevgili Dostlar,

Bize birileri bir soru sorsalar ve deselerki “Allah’tan en çok kimler korkar..”her birimiz ayır ayrı ceaplar veririz değil mi? Bakıon Yüce Mevla bu sorumuzun cevabını da kendisi veriyor:

اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ غَفُورٌ

” Kulları içinden ancak bilenler, Allah’ın büyüklüğü karşısında heyecan duyarlar. Şüphesiz Allah üstündür, çokça bağışlayıcıdır.”  (Fâtır; 35/28)

Kur’anın emri böyle olmasına rağmen bugün bütün İslam âlemi cehaletin gayyasında inliyor. Bunun içinde batılılar ensemizde boza pişiriyor.

Memleketimizdeki Bizim bir kısım âlim geçinenlerimiz de bu derdimize çare bulmaları gerekirken;

—- Kimi Peygamber(sav)i devre dışı bırakmak istiyor.

—kimi ahireti inkar ediyor..

–kimi ölenin arkasından kur’an okumanın faydasını  inkar ediyor

kimi de kabir azabının yokluğunu iddia ediyor,.,, .

Beri tarafta ise bazı aklı evveller de 

yanmayan kefen satıyor.

Yasin cüzü satıyor

ve bir evde mevlit okunursa şayet o evde akşama kadar nurlarla dolacağını söyleyerek mevlit cüzü satıyor..

Peygamber nalini satıyor

Bir kısım Müslümanlarda iki arada bir derede bocalayıp duruyor maalesef.

 

Sevgili dostlar..

İşte bunun için öğretmenlerimize çok iş düşüyor. İmamlarımıza çok iş düşüyor.İki gaün sonra kutlayacağımız  öğretmenler gününde öğretmenlerimize bunları da hatırlatmak boynumuzun borcudur diye düşünüyorm.

Bakınız Peygamberimiz(sav) Hz.Ali(r.a) hazretlerine ne diyor:

“Ya  Ali! Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın bir insanı senin aracılığınla doğru yola iletmesi, senin için dünyanın en değerli şeylerine sahip olmaktan daha hayırlıdır. (age.17)  (örnek vaazlar.c.1-s.210)

Sevgili Peygamberimiz(sav) :

“ İki gurup insan iyi olursa toplumda iyi olur; onlar kötü olursa toplumda kötü olur. Bu iki gurup, Yöneticiler ve Âlimlerdir.”

 

Sevgili Dostlar,

Öğretmenlik mesleğini seçenler yiğit insanlarımızdır. Allah Teâlâ’nın emanetini yer ,gök ve dağlar yüklenmekten çekinmişler ama onu insan, özellikle de öğretmenler onu yüklenmeden çekinmedikleri için yiğit insanlardır diyorum.

 

“Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.”  (Ahzâb; 33/72)(a.g.e.18)

Sevgili dostlar,

“Öğretmenler mimar gibidir. Mimar, yaptığı binayı sağlam temeller üzerine kurmuşsa o bina depremlere karşı dayanıklı olur. Aksi halde basit sarsıntılar bile onu yerle bir eder.

Biz 1999 depreminde bu tip çürük binalar yüzünden binlerce canımızı toprağa verdik.

İşte bu sebeple öğretmenlerimiz kendilerine emanet edilen körpe yavrularımıza verecekleri köklü bilgilerle güçlü irade kazandıracaklardır.

Bunu bi hakkın yapan sevgili öğretmenlerimiz hem tarih hem de millet nezdinde dünya durdukça hayırla yad edileceklerdir.

Peygamber efeandimiz de (sav) öyle buyurmuyor mu?

“ İnsan ölüncve amel deftere kapanır,sevabı kesilir.Yalnız üç kişinin amel defterleri kapanmaz ve sevap yazılmaya devam eder”

1.Sadaka-i Cariyedir.yani öldükten sonra  bile insana sevap kazandıracak hayırlar ve iyiliklerdir (yol,çeşme,cami,mektep gibi umumun istifade ettiği müesseselere katkı sunanlar)

2.İnsanların faydalandığı ilimdir.(ilmi eserler bırakanlardır)

3.kendisine arkadan dua edecek hayırlı evlattır.

 

Sevgili dostlar,

Bu hadis-i Peygamberiden anlıyoruz ki kişinin öğrendiği ilim öldükten sonra da kendisine fayda sağlıyor. Dolayısıyla bu ilmi öğreten öretmen de bu faydadan kendi payına düşeni alıyor. Ben gerek tv , gerek Radyo ve gerekse özel sohbetlerimde hep eskimez hocalarımdan misaller veririm. Bu misaller ölenlere rahmet okumamıza vesile olur, hayatta olanlara da uzun  ömürler dilememize vesile olur.

Tabi burada dikkat edilecek şey öğrenilenlerin  ve de  öğretilenlerin faydalı bilgiler olmasıdır.

Sevgili Peygamberimiz(sav) “

“Fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınmıştır.” 

Bir  ayeti kerime de de Yüce Mevla Peygamberimize tavsiyede bulunuyor ve buyuruyorlar ki:

“ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْماً

(Ey Muhammed) deki: “Rabbim! İlmimi arttır”  (Tâhâ; 114)

İşte bu tavsiye üzerine de Sevgili Peygamberimiz(sav) bu emre uyarak “Allah’ım, bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır, yararalı olacak ilmi bana öğret.İlmimi artır. Her hal üzere Allah’a hamd olsun” diye dua etmiştir.(Örnek vaazlar.c.1-s.212)

 

Sevgili Dostlar,

 

Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam İlim tahsil edenlere Bir de müjde veriyor:

” İlim tahsil ederken eceli gelip ölen kimse, kendisi ile Peygamberler arasında ancak bir derece ,Peygamberlik derecesi olduğu halde Allah’a kavuşur.buyuruyor.(Örnek vaazlar.c.1-s.213)

Bizi ilim ve bilgi ile donatan öğretmenlerimiz bunları bize başkalarına faydamız dokunsun, onların yollarını aydınlatalım diye öğretiyorlar. Yoksa öğrenelim ama kimseye bir faydamız olmasın, kendi kabuğumuza çekilelim, kendi işimizle gücümüzle meşgul olalım diye değil.

Öğretmenlerimiz nasıl karşısındaki ilim yolcularına, öğrencilerine öğretmek için her sıkıntıya katlanıyorlarsa bu bilgileri elde eden bizlerin de aynı şekilde sıkıntılara göğüs germemiz ve bizim bilgimize ihtiyacı olan insanların imdadına yetişmemiz gerekir.

Bu duygularla öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara ise Sağlıklı ve uzun ömürler niyaz ediyorum.

Sohbetimize Dertli Yunus’un bir şiiri ile başlamıştık. Bir başka aşığın terennümleri ile de sohbetimizi noktalayalım istiyorum:


İlimsiz bir şey olmaz, ilim her şeye baştır,
En karanlık yollarda, kıymetli arkadaştır.

İlim gibi yâr olmaz; dosttur o, ağyar olmaz,
Her şeyde zarar olsa, ilimde zarar olmaz.

Her insan ilme açtır, başında altın taçtır,
İlimsiz hayat olmaz, herkes ilme muhtaçtır.

İnsan malını korur, ilimse onu korur,
Cahillik susuzluktur, yeşil ağaçlar kurur.

İlim, uçsuz bucaksız bir deryayı andırır,
Âb-ı hayat suyudur, içeni canlandırır.

İlim çok kıymetlidir, çünkü Allah övüyor,
Bakın Resul-ü zîşan, ilim için ne diyor:

(Ara, ilmi her yerde, o yer Çin olsa bile,
İlim öğrenmek farzdır, kadına ve erkeğe.)

Bak şöyle buyuruyor hazret-i Ali ise:
(Köle olurum ona, kim bir harf öğretirse.)

 

Hoşça kalın aziz okuyucularım.

 

Yusuf KAVAKLI
Emekli İstanbul Müftü Yardımcısı
yusufkavakli@tokatmanset.com

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.