Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Rüzgarlı

Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasûlallah

20.03.2020
A+
A-

Sevgili okuyucularım.

Geçen haftaki sohbetime bir anekdotla başlamıştım.Siz sevgili okuyucularım buna devam etmemi israrla benden istediler ve ben de sizlerin isteğinizi yerine getirmeye gayret edeceğim. Aşağıdaki anekdottan sonra da hemen sorularınızın cevabına geçeceğim.


Sevgili dostlar,

 Mutafa Özdamar hocamız İslam ümmetinin kendince önemli gördüklerinin hayat hikayelerini birer kitapta toplayıp okuyucunun istifadesine sunuyor ve bence de çok büyük bir hizmet yapıyor.

Ben de mümkün olduğu nisbette bu hocamızın yazdığı kitapları alır okur ve onlardan istifade ederim. Bazen de TV proğramlarımda bunlardan alıntılar yaparım ve siz sevgili okuyucularımın istifadesine sundugum gibi sevgili seyircilerimin de istifadesine sunarım. Bu hafta hocamızın hazırladı yukarda resmini gördüğünüz kitabı okuyorum ve ondan iki kısa alıntı yapıp istifadenize sunacağım.

Kimdir Bu yaman dede,

Ben burada uzun uzun bu muhterem zatın hikayesini anlatacak değilim. Sadece şunu söyleyim .Peygamberimizin ve Hz.Mevlana’nın aşığı bir  ermeni iken Müslüman olan ve gönlünü islama açan ve oradan feyizlenen bir insandır. İst Yüksek İslam Enstitüsünde(şimdiki Marmaka ilahiyat fakültesi) hocalık yapan Allah aşığı bir insan ..

Onun Peygamberimize olan aşkını dile getirdiği bir şiirini makalemin baş tarafına alarak başlayacağm bu günki sohbetimize..ve Gazete idarecilerimizden ve Özellikle HÜSEYİN Bey’den rica ediyorum.

Yakında Hakkın rahmetine kavuşan İsmail COŞAR hocamız bu ilahiyi çok güzel seslendiriyor. Ben lingini de veriyorum.Eğer birde bu ilahinin sesli videosunu koyarsanız bu makalemiz tadından yenmez ve hem de çok büyük bir güzellik olur.

 

MERHUM İSMAiL COŞARDAN “GÖNÜL HUN OLDU ŞEVKİNDEN İLAHİSİ”nin lingi
https://www.youtube.com/watch?v=5mv7FmqfYO0

 

Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasûlallah

Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasulallah
Nasıl bilmem bu nirana dayandım Ya Rasulallah
Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya Rasulallah
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Gül açmaz çağlayan akmaz, İlahi nurun olmazsa
Söner alem, nefes kalmaz, felek manzurun olmazsa
Firak ağlar,visal ağlar, ezel mesturun olmazsa
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen
Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnümasın sen
Habib-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafa-sın sen
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Erir canlar o gül buy-i revan bahşın hevasından
Güneş titrer, yanar didarının bak ihtirasından
Perişan bir niyaz inler hayatın müntehasından
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Susuz kalsam, yanan çöllerde can versem elem duymam
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Ne devlettir yumup aşkınla göz, rahında can vermek
Nasip olmaz mı sultanım haremgahında can vermek
Sönerken gözlerim asan olur âhında can vermek
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

Boyun büktüm, perişanım, bu derdin sende tedbiri
Lebim kavruldu ateşten döner pâyinde tezkiri
Ne dem gönlün murad eylerse taltif eyle kıtmiri
Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah

 

 

Birinci anekdot:

Yamandede(Müslüman olmadan önce ismi “Diyamandi”)anlatıyor:

hukuk fakültesini bitirdikten sonra , Kassam müşaviri (İslâm hkukunda varisler arasında mirasın taksimini tesbit ve karara bağlayan görevli) Tevfik molla’dan Arapça ve Fıkıh dersleri aldım.  Bana “mülteka^isimli eseri okuttu.Hocam dersleri takrir ederken de “kuduri” ve “Dürer”  ismindeki eserlere  de bakıyordu.

Bende dersimi hazırlarken “Dâmât” ismindeki şerhten faydalanıyordum. İmamı Ebû Yûsuf’’a ait bir hikâyeyi ” “Dâmât” isimli eserden okurken göz yaşlarımı zaptedememiştim. Hz.İmam son anlarında Cenâb Hakka şöyle yalvarıyordu:

“Ya Rabbî, sen bilirsin ki bana gelen  tarafları(dâvâcıyı-dâvâlıyı) daima müsâvi tuttum.

Fakat falan Nasrani’nin(Hırıstıyan) Halife Harun Reşid ile olan davasında Nasrani(Hırıstiyan) haklı idi, hakkını da yerine getirdim. Fakat (keşke, hak bu tarafta olsa idi) temennisi gönlümden geçti.” Beni Affet Ya Rabi

Ben bu hikayeyi bir çok kereler  anlattım. Ne zaman anlattıysam hiç birisinde de ağlamamak elimden gelmedi.(Yaman Dede.sayfa.23)

 

Aziz okuyucularım,

Buradaki inceliğe dikkat etmiş olmalısınız..”sadece gönlümden öyle geçirdiğim için beni affet diyor koca imam.

Kendi Nefsim başta olmak üzere Sizlere sorsam ve desem ki “ bu hasasasiyet bugün idarecimizin kaçta kaçında var..ve de hangimizde var desem eminim ki sizde benim gibi “hey haaaattt!” diyeceksiniz değil mi?

Sevgili dostlar,

hatırlarmısınız ilk makalelerimden birisinde bahsetmiştim şimdi tarihini hatırlamıyorum. Bir büyük veli(Allah dostu) “Bir defa “Elhamdülillahdedim.Otuz senedir tövbe ederim hala Allahım’ın  beni afedip etmediğinde şüphem var” diyordu.

Meselenin aslı da şu idi.

Müritleriyle(Dostlarıyla)toplanmış sohbet ederlerken dışarıdan birisi telaşla içeri giriyor ve

—–“Yukarı mahallede yangın çıktı bütün binalar yandı” diyor. Bununu üzerine bu mübarek zat(Allah dostu) gelen haberciye

—-“Bizimki de yandı mı? Diye sorduğunda; 

—- Hayır sizinkiler  zarar  görmedi efendim” deyince bu söz üzerine O  mübarek zat “Elhamdülillah” diyor..sonra da kendi kendine bir iç muhasebeye giriyor ve düşünüyor. Hz.Peygamber (s.a.v) “Kendi nefsin için istediğini diğer Mü’in kardeşin içinde istemedikça kâmiul manada Müslüman olamazsın” buyurmuyor mu? Ben bu kelimeyi nasıl söylerim.Diğer Müslümanlar zarar görürken ben nasıl kendi nefsimi düşünürüm diyor ve tövbe kapısına yapışıyor.

Evet sevgili dostlar,

Yukarıdaki sorumu bura da da tekrar soruyorum.

Biz  olsak nasıl hareket ederdik ve böyle bir sözü söyleyince tövbe kapısını çalarmıydık.dersiniz…Eminim ki siz de benim gibi “maalesef yapamayız” dediğinizi duyar gibiyim.Allah sırf kendi nefsini düşünen bizleri, hepimizi affetsin…Bu olayın kitaptaki geçtiği sayfayı da sizlerin dikkat nazarlmarına sunuyorum.

Gelelim İkinci anekdota, o da  şudur.Onu da kitaptan aynen naklediyorum (.(Yaman Dede.sayfa.25)

Buraya dikkatinizi çekiyorum sevgili okuyucularım.

Müslüman ilim adamı önlerindeki kürsüyü misal gösteriyor ve diyor ki  “bunun bir benzerini hatta daha güzelini yapmak mümkün müdür? Mümkündür.  Çünkü bu kul eseridir. Ben size Kur’andaki küçük bir süreyi örnek veriyorum.O da “Kevser” süresidir. Değil bunun aynısını yapmanız ,bir benzerini getirin ben de “hemen huzurunuzda dinimi değiştirip papaz olacağım” diyor..

Biraz evvel Kur’anı güya aşağılayıp gözden düşürmek için can hıraş çalışan papaz efendi ve avaneleri çareyi  meydandan kaçmakta buluyorlar. Onlar kaçarken de meydanda toplanan halk arkalarından bağırıyor “ESLİM, ESLİM”  “Müslüman ol” “Müslüman ol” diye ama nerdeee…duymuyorlar bile.

 

Evet sevgili dostlar.

 

Bu iki can alıcı ve ders verici Anekdotlardan  sonra sizden gelen sorulara geçebiliriz.

Soru:1)

Usulüne uygun medeni nikâh yaptıktan sonra tekrar dinî nikâh yaptırmak zorunlu mudur?

Cevap:

Nikâhın şartı “icab” ve “kabul”dür. Yani kız, şahitler huzurunda “vardım,” erkek de şahitler huzurunda “aldım,” derse nikâh akdi gerçekleşmiş olur. İmam nikâhı dediğimiz şey de aslında bundan ibarettir. Sadece bu icab ve kabule bir dua ve bir de mehir eklenmektedir.

Ancak mehrin kararlaştırılması gerekir. Bu mehir de kararlaştırılmış ise mesele halledilmiş olur. Her ne kadar mecburi olmasa da ezelden beri milletimiz imam nikâhı dediğimiz dinî nikâha -duaya- itibar etmektedir. Bu nikâhı kıydırmak isteyenlere mâni olmamak lazım. Ama sadece resmî nikâhla iktifa etmiş ve dinî nikâh yaptırmamışsa nikâhları sahihtir.

Soru:2)

Hayırlı bir evlilik istiyorum. Bunun için özel bir dua ya da namaz var mıdır?

Cevap:

Bunun özel bir duası yoktur. Beş vakit namazda dua edip isteğini Allah’a arz edeceksin. Ayrıca duaların kabul olduğu özel vakitler vardır. O vakitlerden olan seher vaktinde, ezan okunurken, Cuma salâsı verilirken, yağmur yağarken, ezanla kamet arasında, kandil gecelerinde, cuma ve pazar gecelerinde duayı ihmal etmeyeceksiniz.

 

Yunus ne güzel söyler:

Dağlar ile, taşlar ile çağırayım Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile, çağırayım Mevlâm seni

Sular dibinde mahi ile, sahralarda ahu ile
Abdal olup “Ya Hu” ile, çağırayım Mevlâm seni

Gök yüzünde İsa ile, Tur dağında Musa ile
Elimde asa ile, çağırayım Mevlâm seni

Derdi öküş Eyyup ile, gözü yaşlı Yakup ile
Ol Muhammed mahbub ile çağırayım Mevlâm seni.

İçten samimiyetle yalvarmaya devam edin yüce Rabbim inşallah dualarınızı kabul edecek ve size hayırlı bir eş ihsan edecektir.

 

Soru:3)

Sayın Hocam, bir akrabam babasının yetim maaşını almak için eşinden kağıt üzerinde boşandı. O kişinin iki çocuğu var. Ben o çocuklar zor durumda kalır diye bu suçu kimseye söyleyemiyorum. Bu suça manevi olarak ortak oluyor muyum ve günah mıdır? Aklıma geldikçe rahatsız oluyorum, ama diğer taraftan yaptıkları harcamalara bakınca da (araba aldılar) bir anlam veremiyorum. Ne yapabilirim?

Cevap:

O akrabanızın aldığı maaş haramdır. Devleti kandırmaktır. Zulme rıza zulümdür. Haksızlığa rıza haksızlıktır. Siz bilip de söylemediğiniz için siz de vebal altındasınız.

 

Soru:4)

“Maaş kartını vermezsen seni boşarım” diyen erkek, hanım kartını vermezse boşamış sayılır mı?

Cevap:

Boşamak tehditle olmaz. Ancak kullandığı ifade geniş zamana ait bir ifadedir sadece böyle tehdit ile boşanma gerçekleşmiş olmaz.

Siz bu tehditten sonra kartı vermeyip “işte ben de kartımı vermiyorum” diye direttiğinizde, arkasından “ben de seni boşadım” ifadesini kullanırsa o zaman boşamış olur.

Madem maaşın var, “Vermiyorum kartı, hadi boşa da göreyim!” derseniz geri adım atacaktır mutlaka. Ancak bu tehlikeli bir sözdür.”maaş kartını vermezsen” sözü doğru bir söz değil.

Kart da, maaş da sizin şahsınıza aittir. Şahsınıza ait olan bir şey ile sizi tehdit etmesi, sizin malınız olan maaşı izniniz olmadan tehditle alması ve kullanması açıkça zulümdür.

Gözünü para bürümüş gafil insanlar ne kadar da çoğalıyor. Bu nasıl bir düşüncenin fiile dönüşmesidir? Allah’ın kendisine emanet ettiği hanımına böyle şeyler nasıl yapılır anlamak mümkün değil.

 

Soru:5)

Bizim  26 yaşında dindar bayan bir komşumuz var. Şafiî mezhebine bağlı. Çocuğu yok, kocası dört-beş yıl önce onu terk ederek başka bir ilde evlendi ve hayatını sürüyor. Bu bayanla hiç görüşmüyor, maddi yardım etmiyor. Kadın hem maddi hem manevi sıkıntı içinde.  Kocasından resmen boşanmış  ama kocası ona demiş ki; “Seni dinî nikâhımdan boşamayacağım.” Kadın evlenmek istiyor, ancak  hocalar kocası dinî nikâhından boşamadıktan sonra evlenemeyeceğini söylüyor. Bu konudaki görüşünüz nedir? Kocası evlenecek, hayatını yaşayacak ama bayan çaresiz  kalacak… Mükemmel dinimiz böyle bir mağduriyete izin verir mi?

Cevap:

Mahkemeye verip hâkim tarafından boşandıktan sonra mesele bitmiştir. Mahkeme salonuna karı koca olarak giren çiftler hakim beyin “Sizi boşadım” sözü ile birlikte mahkeme salonundan çıkarken iki yabancı olarak çıkarlar.

Kişinin, “ben sana dinî nikâhını vermiyorum” deme hakkı yoktur. Üstelik kadını terk etmiş. Evlilikle ilgili hiçbir işlemi yerine getirmemektedir. Kadın iddeti bittikten sonra serbestçe evlenebilir.

 

Soru:6)

1996 yılında eşimden resmen boşandım ama eşim boşanmayı istememiş, hatta hâkime beni sevdiğini, boşanmak istemediğini söylemişti. Beni dinen boşamadı. Ben halen bekârım (dulum), öğrenmek istediğim; başka bir erkekle yeniden evlenmemde dinen bir sakınca var mıdır? Halen ayrıldığım eşimin dinen eşi miyim? Bu 11 yıl içinde eski eşimle hiçbir görüşmemiz olmadı, bundan sonrada görüşmeyi kesinlikle istemiyorum.

Cevap:

Mahkeme sizi resmen boşadıktan sonra beyinizin “gönlüm yoktu” demesinin hiçbir manası olmaz. Şu anda siz dinen ve kanunen boşanmış durumdasınız ve istediğiniz erkekle evlenebilirsiniz.

Eski beyinizin size hükmetmesinin ve “Ben seni boşamadım sen halen benim eşimsin.” demesinin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Siz mahkemede hâkimin “boşadım sizi” demesiyle birlikte iki yabancı oldunuz unutmayın.

Soru:7)

Ben nişanlanıp ayrıldım, dinî nikâh kıyılmıştı. O nikâh düştü mü? Gönderilen hediyeler ve takılar bende. Onları ne yapmalıyım? Onlar benim mi oldu?

Cevap:

İnşallah bir zarar görmeden ayrılmışınızdır. Bizim bir kısım saf ve samimi Müslümanların yaptığı bu iş, bazı kızlarımızı çok zora sokuyor. Allah korusun, “Nasıl olsa nikâhımız kıyıldı birbirimize ait olduğumuzu ispat edelim.” deyip de beraber olsaydınız bunun zararını en çok kim görecekti düşünebiliyor musunuz?

Ayrıldığınız nişanlınız sizi sözlü olarak boşamamışsa yani “seni boşadım” dememişse, nikâhınız nişan bozuldu diye bozulmaz, haberiniz olsun. Ne yapıp edin, boşadım sözünü söyletin. Bu telefonla olur, mail ile olur, faks ile olur; birisine “ben onu boşadım” sözü ile de olur. Ama bu mutlaka olmalı. Nişandaki takıları da karşılıklı iade etmeniz gerekir.

Bu haftalık bu kadar.hoşça kalın.Allah’a emanet olun.Bu mübarek Cuma gününün hayır ve bereketi üzerinize olsunaziz okuyucularım..

 

 

Yusuf KAVAKLI

Emekli İst.Müftü Yardımcısı

yusufkavakli@tokatmanset.com

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.