Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Sağanak Yağışlı

Eğer şükrederseniz artırırım. Şükretmezseniz benim azabın çetindir. (İbrahim süresi 14/7)

27.03.2020
A+
A-

Aziz okuyucularım,

Bir hafta on gündür şu virüsten bıktınız biliyorum ama ben de bu hafta kıyısından köşesinden ona temas etmek istiyorum…öncelikle bir ayetle başlamak  istiyorm.

Yüce Allah Kur’anda buyuruyor ki:

(TÜRK HARFLERİ İLE YAZILIŞI)

Ve iz te’ezzene rabbukum le in şekertum le ezidennekum ve le in kefertum inne azabi le şedid.

 

Hani rabbiniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti.””  (İbrâhîm; 14/ 7)

 

Sevgili dostlar,

 

Nimete kavuşmak önemli ama o nimeti muhafaza etmek, koruyup kollamak çok daha önemli. Allah bize bir Müslüman vatan coğrafyası nasip etmiş. İman nasip etmiş. Müslüman bir vatan coğrafyasında yaşamayı nasip etmiş…Müslüman bir adanad babadan doğmayı nasip etmiş..Kur’anların okunduğu, hadislerin dercedildiği, ahkamların öğrenilmeye çalışıldığı ve de tatbik edilmeye çalışıldığı brir vatan ..

Merhum Akif’in lisanı ile

 

  • Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
  • Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
  • Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
  • Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
  • Son iki üç gündür de yatsı ezanlarında gür sesli  hocalarımızın okuduğu ezanlardan sonra açıktan dualar yapılması, duaların vatan sathında gök kubbeyi inletmesi az şeymidir..Dün banlar varmıydı..Kamusal alan kamusael alan diye diye evlatlarını askere gğönderen anneleri yemin salonlarından dışarı çıkarıyorlar,ordu evlerine koymuyorlar, devlet dairelerinde barınmıyorlardı ve de başörtülü yavrularımızı üniversitelere sokmuyorlardı değil mi? Şu an olanlar bir niğmet değilmidir..Peki bir bu nimetlerin kadr-ü kıymatini biliyormuyuz peki..Yeminle söyleyeyim ki pek çok müslüman maalesef bu işin farkında bile değiller..
  • Yüce Allah Kur’anda Haşir süresinin 2.Ayetinde :

فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ

” ………..O halde ibret alın, ey akıl sahipleri!”  (Haşr;59 2) demiyor mu? İbret alıyormuyuz..Eilimizdeki nimetlerin kadr-ü kıymetini bilimediğimiz için Allah bugünlerden bunların bir kısmını elimizden aldı.

Bir dostulmun Face’den gönderdiği 0n onbeş maddelik bir manefestoyau dikkatlarinize arzetmek  ve sonra da sohbetime devam etmek istiyorum:

 

KORONA SADECE ÖLDÜRMEK İÇİN GELMEDİ

* Sokaklar temiz ve sessiz

* Evler önceye nisbetle daha temiz

* Kadınlar vakarla evlerinde oturuyor

* İşi olmayanlar boş boş sokaklarda gezmiyor

* Yemekler dışarıda değil, evde ailece yeniyor

* Arabalar boş yere caddeleri işgal etmiyor

* Otobüsler, dolmuşlar sıkış tepiş değil

* Trafik kazaları azaldı

* Kavgalara, dövüşlere ara verildi

* Çevre kirliliği azaldı

* İnsan kuyrukları azaldı

* Hastaneler hazır kıta, tıbbî malzemeler hazır

* Zikirler ve dualar arttı

* Halk dayanışma içine girdi

* Oyun salonları boşaldı

* Cafe ve barlar kapandı

* Fuhuş yuvaları kapandı

* Kumarhaneler kapandı

* Boş laflarımız azaldı (1)dipnota bakın lütfen

* Zaman-ı Saadette salgın hastalık esnasında neler yapıldığı araştırıldı

* Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in yaptığı dualar paylaşılmaya başladı

* Zenginler de, fakirler de endişeli

* Kadın-erkek ayrı, namahremle el sıkışmak ve sarılmak yok

* Ve daha aklıma gelmeyen niceleri…

————-

Korona sadece öldürmek için gelmedi. Bilakis hayatımızdaki bazı şeyleri düzene koydu. Rabbim ibret alabilmeyi nasip etsin.

Şu sayılanları şöyle yeniden bir gözen geçirirmisiniz lütfen ?

Bugün özellikle cuma günleri pek çok müslüman  kılacağı 4 rekatlık sünnette cimrilik yapıyor  adeta.hem de ne cimrilik…

Hocalarımız defaetle uyarıyoryar:”Muhterem cemaat , sevgili peygamberimiz(sav) cumanın öncesinde 4 farz sonra sonda da 4 rekat sünnet kılardı lütfen bu son 4 rekatlık sünneti ihmal etmeyin diye defalarca ikaz üstüne ikaz yaptıkları halde  tabirimi hoş görün gencinden orta yaşlısından 70’lik ihtiyarına kadar pek çok müslüman maalesef bu ikaza kulak tıkıyorlar ve son 4 rekatlık sünneti kılmayıp dışarı çıkıp şadırvanda cep telefonlarıyla meşgul oluyorlar..bunlar sizlerde görüyorsunu, ben de görüyorum.

Netice ne odldu işte son iki haftadır topyekün Cuma niğmetinden mahrum kaldık değil mi? Cemaatle namaz niğmetinden mahmur kaldım değil mi?

Sevgili Peygamberimiz(sav)

Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı, Cuma günüdür.âdem aleyhi’s-selam o gün yaratıldı, o gün cennete kondu, yine ogün cennetten çıkarıldı.Kıyamette ancak Cuma günü kopacaktır.”

“إِنَّ فِى الْجُمُعَةِ سَاعَةً لاَ يَسْأَلُ اللَّهَ الْعَبْدُ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ آتَاهُ اللَّهُ إِيَّاهُ.”

“Cuma günü öyle bir an vardır ki kul o anda Allah”tan bir şey dilerse Allah mutlaka ona o isteğini verir.”(Hadislerle islam. C.2/209-210)

“Her kim gusleder, sonra cumaya gelip belirlenen namazı kılar, sonra hutbesini bitirinceye kadar sessizce (imamı) dinler, sonra onunla beraber namazını kılarsa, o cuma ile sonraki cuma arasındaki günahları ayrıca üç günlük günahları daha bağışlanır.” a.g.eser:2/214)

 

“ Cuma günü olunca Mescid kapılarının her birinden  bir takım melekler gelenleri sırasıyla yazarlar. İmam minbere çıkıp oturunca da defterleri daürüp hutbeyi dinlemeye gelirler.” (Lütfi şentür-Seyfettin yazıcı:Örnek vaazlar.C.2 sayfa.310-320)

 

İşte sevgili dostlar,

 

Tek bir örnek veriyorum.Cuma namazını ihmal etmenin, sünnetlerinde cimrilik yapmanın, hocafendi hutbe okurken gencinden orta yaşlısına kadar okunan hutbeyi dinlemeyip  cep telefonu ile meşgul olmanın neticesinde Allah bugün Cuma namazını kılmaktan bizleri mahrum etti.

Bugünlerde bize gelen soruların büyük bir kısmı “acaba evimizde çocuklarımızla birlikte Cuma namazını kılamazmıyız? “Acaba evimizde cemaat olursak camideki 27 derece sevabı alırmıyız?”?

Sevgili dostlar,

Bir yerde Cuma namazının kılınması için belli şartlar vardır. Her yerde  Cuma namazı kılınmaz..hele hele evlerde üç beş kişi ile Cuma hiç olmaz..

Evde cemaat olmaya gelin; cemaat sevabı alınır ama camilerdeki kadar değil..

 

Sevgili Doslar,

Bu baş belası virüs dolayısıyla devletimiz ve devlet yetkililerimiz sağolsunlar olağanüstü tedbirler aldılar almaya devam ediyorlar. Âmâ onların aldığı tedbirlere riayet etmemek ve bu vahim ve ölümcül hastalığa davetiye çıkarmamakta biz vatandaşların başta gelen görevleridir unutmayalım..

Bizde hep şu söz söylenir..”Bana bir şey olmaz” “Bula bula da benimi bulacak” gibi yanlış düşüncelerle sokaklarda gezenler, özellikle de benim gibi yaşlı söz dinlemezler  hem hastalığa davetiye çıkarıyorlar, hem de bu hastalığın uzamasına sebep oluyorlar. Bakın bu hastalık bütün dünya devletlerinin ekonomisin mahvettiği  gibi bizimkini de sıkıntıya sokuyor…Lütfen yaşlılarınıza mani olun vırt zırt sokaklara hoplamasınlar ve bu vahşetin uzamasına katkıda bulunmasınlar.

 

Sevgili dostlar,

Son olarak Sevgili Peygamberimiz(s.a.v)in bir hadisini nakledeceğim ve Hz.Ömer(r.a)den de kısa bir misalle sohbeti kapatıp sorularınıza geçeceğim.

 

Sevgili Peygambereimiz(s.a.v) : 

Bir yerde veba olduğunu duyduğunuz vakit, o yere gitmeyin. Bu hastalık bir yerde çıkar siz de orada bulunursanız, ondan kaçmak için o yerden ayrılmayınız” buyurmuştur.Bizim evde durmaz kahve kuşu, park müdavimi  Müslümanlar bu hadisi hiç duymamışlarmıdır dersiniz?

 

Hz. Ömer halife iken Şam’a gitmek üzere yola çıkmış. Serğ denilen yere geldiğinde onu Şam’da bulunan ordu komutanları karşılamışlar ve Şam’da veba hastalığı çıktığını kendisine haber vermişlerdi.

Hz. Ömer, bir tedbir olmak üzere veba hastalığının çıktığı yere girmemeyi kararlaştırmış ve geri döneceğini söylemişti. Bunun üzerine komutanlardan Ebû Ubeyde (ra.):

—Ey Halife, böyle Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsunuz?

Allah Teâlâ  ölümünüzü bu hastalıktan takdir etmiş ise ölürsünüz, takdir etmemiş ise size bir şey olmaz) dedi.

Bunun üzerine Halife Hz. Ömer:

Bunu senden başkası söylemeli idi ey Ebâ Ubeyde, dedi ve şöyle devam etti:

Evet, Allah’ın kaderinden, Allah’ın kaderine kaçıyorum, (hakkımızdaki takdiri bilmediğim için tedbir alıyorum). Sonra da şu çarpıcı örneği verdi:

Senin develerin olsa da iki taraflı bir vadiye inseler. Vâdilerden biri verimli, diğeri çorak olsa. Sen de verimli yerde develerini otlatsan, Allah’ın takdiri ile otlatmış, çorak yerde otlatsan da yine Allah’ın kaderi ile otlatmış olmaz mıydın? dedi. Ve böylece de kaderin nasıl anlaşılması lazım geldiğini açıkladı.

 

İşte kaderi, Hz. Ömer’in anladığı gibi anlamalıyız. Çünkü biz, akıl ve irade sahibiyiz. Aklımızı ve irademizi kullanarak yaptığımız işlerden sorumluyuz.

Bunların önceden Allah tarafından bilinip takdir edilmesi, bizim irademizi etkilemez. Zira kader Allah’ın bize, “şu işi yapsınlar, yapmak zorundadırlar’’ demek değil, “onlar şu işleri yapacaklardır’’ demektir.

Aksi takdirde iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark kalmaz ki öyle değildir.

İyilik yapanlar, görevlerini bi hakkın yerine getirenler ödüllendirilecek, kötülük yapanlar ve görevlerini ihmal edenler ise cezalandırılacaktır.

İşte değerli kardeşlerim, tevekkül ve kader budur.

Özetlemek gerekirse tevekkül, bize düşeni yaptıktan sonra sonucu Allah Teâlâ’ya havale etmektir. Kader ise, bizim yaptıklarımızı Cenab-ı Hakk’ın önceden bilip takdir buyurması ve zamanı gelince de Allah’ın takdirine uygun olarak meydana gelmesidir.(Lütfi Şentürk.Örnek Vaazlar C.1/sayfa:131)

 

Gelelim sizden gelen sorulara:

Bu soru bana daha önceleri de soruldu ve bugünlerde de son iki haftadır cuma kılınmadığı için sorular üst üste geldiği için tekrar etmekte fayda gördüm.Bu sorunun içinde üç tane daha soru var onları da göreceksiniz.buyrun beraber okuyalım.

Soru:

 

Cuma Namazı, Salası ve Ezan

Soru:2

Ben esnafım. Dükkân komşularımla bir araya gelip sohbet ettiğimizde dinî konulara da girdiğimiz oluyor. Geçen haftaki birlikteliğimizde bir arkadaşımız: “Biz aslında şeriatla idare edilmediğimiz için Cuma Namazı bize farz değildir.” dedi ve hepimiz o arkadaşımıza tarizde bulunduk. Sevgili hocam bu konuyu bir de sizin ağzınızdan duymak için bu maili yazıyorum. Cuma namazı nedir, kimlere farzdır, kaç rekâttır. “Hutbeyi dinlemeyen cumaya yetişmiş sayılmaz.” diyorlar, doğru mu?

Cevap:

Bu sorunuzun içinde bana göre 4 tane soru var ve bunları sıra ile cevaplayacağım:

1.          Cuma namazı nedir?Cuma Müslümanların haftalık bayramıdır ve faziletli bir gündür. Faziletli ve sevabı bol olan bu ibadet, şartlarını taşıyan Müslümanlara farz olan, farziyyeti kitap, sünnet ve icma ile sabit olan bir ibadettir.Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de Cuma Suresi’nin (62) 9. ve 10. âyetlerinde:

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.” (Cuma, 62/9)

“Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin. Allah’ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.” Cuma:62/10   buyurmaktadır.

Binaenaleyh bu âyetler Cuma namazının, şartlarını taşıyan Müslümanlara farz-ı ayın olduğunun kesin delilidir. Konu ile ilgili olarak da Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) epeyce hadisleri vardır. Ben o hadislerden birkaç tanesinin mealini almak istiyorum: Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki:

“Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı, Cuma günüdür. Âdem Aleyisselâm o gün yaratıldı, o gün cennete kondu, yine o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de anak Cuma günü kopacak.” (Müslim, Cuma, 5/854)[1][20]

“Bir kimse, Cuma günü boy abdesti alır, elinden geldiği kadar temizlenir, saç ve sakalının bakımını özel yağlarla yağlayıp tarar ve evindeki kokulardan süründükten sonra camiye gider, fakat orada yan yana oturan iki kimsenin arasını açmaz, sonra Yüce Allah’ın kendisine takdir ettiği kadar namaz kılar, daha sonra imam hutbeye başlayınca da onu sessizce dinlerse, o Cuma ile öteki Cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhari, Cuma, 6,19)

“Cuma gününde bir vakit vardır ki, şayet bir Müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah’tan bir şey isterse, Allah ona dilediğini verir.” (Buhari, Cuma, 3; Müslim, Cuma, 15.)

Muhterem okuyucularım bu konuda daha çok bilgiye sahip olmak isterlerse şu üç kitabı tavsiye ederim:

1- Lütfi Şentürk-Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.

2- Prof. Dr. Fahrettin Atar-Prof. Dr. İlyas Çelebi-Prof. Dr. Mehmet Erdoğan- Prof. Dr. Rahmi Yaran, İslâm İlmihali,Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayını.

3- Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali,Erkam Yayınları.

2. Cuma namazı kimlere farzdır?

Bir Müslüman’a Cuma namazının farz olması belli şartlara bağlıdır. Bütün ilmihal kitaplarımızda bu şartlar;

1.Erkek olmak,

2.Hür olmak,

3.Mukim olmak,

4. Sağlıklı olmak,

5. Kör olmamak,

6. Ayakları sağlam olmak.

Bu 6 şart üzerinde bulunmayan kimseye Cuma namazı farz değildir. Bu sayılan şartlara göre düşünürsek kadınlara, hürriyeti elinde olmayanlara, yolculara, hastalara, iki gözü âmâ olanlara, ayakları olmayan kötürümlere Cuma namazı farz değildir. Ancak bu durumda olan Müslümanlar-kadınlar dahil- buna rağmen camiye gider, Cuma namazını kılarlarsa kıldıkları Cuma namazı sahihtir ve o günkü öğlen namazının yerine geçer.”[2][21]

3.                 Cuma namazı kaç rekâttır?

Cuma namazı öğle namazının vaktinde kılınır ve bugün Türkiye’de uygulanan şekliyle 10 rekâttır.[3][22] 4 rekât ilk sünnet ki hutbenin öncesinde kılınır. 2 rekât farz hutbeden sonra cemaatle beraber eda edilirve 4 rekât olan son sünnet de farzdan sonra kılınır.

4.                 Hutbeyi dinleyemeyen cumaya yetişmiş sayılır mı?

Hutbe Cuma namazının sahih olmasının şartlarındandır ve farzdır. Müslümanlar bu hutbeyi dikkatlice dinlemekle mükelleftirler. Günümüzde bazı gençlerin hatta bir kısım orta yaşlıların bile hutbeyi can kulağı ile dinleme yerine, ellerindeki cep telefonu ile meşgul oldukları bir vakıadır.Özellikle yaz mevsimlerinde ise bazı cami bahçeleri âdeta ayrı bir sohbet ve muhabbet yeri haline gelmekte ve azda olsa insanlar sanki Cuma namazında değillermiş ve hutbe de onları ilgilendirmiyormuş gibi kendi âlemlerinde sohbet meclisi kurmaktadırlar ki bu doğru bir yaklaşım değildir.

Hz.Peygamber(s.a.v.) hutbeyi dinleme konusunda,“Cuma günü imam hutbe okurken arkadaşına ‘sus‘ diyen kimse boş konuşmuş olur.” (Nesâî, Cum’a, 22; Ebû Dâvûd, Salât, 228, 229, H. No: 1112; İbn Mâce, İkâme, 86, H. No: 1110; Tirmizî, Cum’a, 16, H. No: 512.)

“Cuma günü, emrolunduğu gibi iyice temizlenen, sonra evinden çıkıp cuma namazına giden ve namaz kılıncaya kadar susan hiçbir kimse yoktur ki bu ameli, önceki Cuma ile aradaki günahlarına kefaret olmasın.”(Nesai, Cuma,23)[4][23]

Cuma günü meşru bir mazeretinden dolayı hutbeyi dinlemeye yetişemeyen ancak Cumanın yetişen kimsenin kıldığı Cuma sahihtir.Sadece hutbenin feyzi ve bereketinden istifade edememiş olurlar.

 

Soru: 2

Cuma günleri ve cenazelerde salâ niçin okunur ve salânın anlamı nedir?

Cevap:

Türkiye genelinde Anadolu’nun pek çok il, ilçe ve köylerinde perşembe ve pazar akşamları yatsı ezanından önce sala verildiği gibi cuma gününü ve Cuma namazını hatırlatmak için de sala verilir. Sala aynı zamanda Cuma namazına hazırlık yapılmasını hatırlatmaktır.

Gerek cenaze ve gerekse perşembe ve pazar akşamları ve cuma günleri verilen salalar bir mecburiyet veya dinin bir emrin gereği değildir.

Her ne kadar büyük şehirlerde umumiyetle cenaze namazları vakit namazlarında camide kılınıyorsa da malum cenaze namazının vakti yoktur. Cenaze ne zaman defne hazır nale getirilirse o zaman namazı kılınır ve defnedilir.İşte eskiden haberleşme imkânı kısıtlı olduğundan Müslümanlar cenazelerin defnedilmeye hazır olduğunda diğer akraba dost ve komşularına bildirmek için sala okuturlardı.

Köyden şehre göç akımının başlamasıyla birlikte insanımız kendi köyündeki, kasabasındaki veya vilayetindeki güzel âdetlerini geldikleri büyük şehirlere de taşımışlardır. Sala da o güzelliklerden birisidir.  

Şahsi kanaatime göre salanın bir faydası da insanların yaşadıkları hayatın velvelesinden bir an için kurtulmalarına da vesile oluyor,onlarıuyarıyor ve gaflete dalmamalarını sağlıyor.

Bu haftalıkta bu kadar.Cumanın bereketi üzerinize olsun Rabbim miletimizi, islam alemini ve bütün insanlığı bu beladan korusın inşallah…

 

  1. DİPNOT:
  • Sevgili Peygamberimiz(s.a.v) den bize intikal eden bir rivayette:

Bir savaş dönüşü şehitlerin içinde yavrusunu arayana bir anneden bahsedilir..HAanım can hıraş yavrusunu ölenlerin arasında aramaktadır. Nihayet bulur ve yavrusuna bir anne şefkati ile  da sarılır koklar da  “Cennet sana afiyet olsun evladım” der.Bunun üzerine Gönüller sultanı efendimiz(s.a.v) Nerden biliyorsun ona cennetin afiyet olacağını belki Ma’la yani(boş şeyler) şeyler konuşmuştu(

[1][20]Lütfi Şentürk – Seyfettin Yazıcı, Güncel Dinî Meseleler, s.122.

[2][21]İslâm İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı, 2008, s.171.

[3][22]Türkiye genelinde Zuhr-i Ahir adı ile 6 rekâtlık bir namazda daha kılınıyor ki bu namazı kılmak mecburiyetinde değiliz ve onun içinde burada zikretmedim(Y.K).

[4][23]Delilleriyle İslâm İlmihali, s.400.

 

 

Yusuf KAVAKLI

Emekli İst.Müftü Yardımcısı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.