Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak

DEĞER VERİLİRSE HAK VERİLMİŞTİR.🌹KADIN VE İNSAN🌹

08.03.2021
A+
A-

DEĞER VERİLİRSE HAK VERİLMİŞTİR.
KADIN ve İNSAN
Kadın Hakları Günü, ilk kez 1791 yılında tanındı. Olympe de Gouges, 1789’da Fransız Ulusal Meclisi’nde okunan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nde geçen ‘homme’ (insan) sözcüğünün sadece erkeği kastetmesi sebebiyle, 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’ni yayımladı. Bu, insanlık tarihindeki ilk kadın hakları bildirgesi olarak bilinir.
Bunu bir tarafa bırakarak Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V)’in Veda Hutbesi’ndeki kadına verilen hakkı ve değeri hatırlayalım.
Avrupa’da kadın insan bile sayılmazken, Veda Hutbesi’nde baş tacı edilmiştir…
Gelin hep beraber 1388 sene önceye gidelim.
Yer:Mekke
Tarih:23 Şubat 632
Allah’ın sevgili ve aziz Râsulü “Kusva” isimli devesinin sırtında yüz yirmi binlik bir sahabe topluluğuna diyor ki;
“Ey insanlar!
Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. Kadınların haklarını gözetin. Zira onları, siz Allah’ın huzurunda kendinize, helâl ve emanet aldınız. Kadınları horlamayın, şiddet kullanmayın. Kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Yanınızda çalışan hizmetçileri kendinizden ayrı tutmayın, onlara giydiğinizden giydirin ve yediğinizden yedirin. Arap’ın Arap olmayandan üstünlüğü yoktur. Tek üstünlük “TAKVADADIR”.
Ey mü’minler!
Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça, yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın kitabı Kur-ân-ı Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetleridir.
Ey Mü’minler!
Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helâl olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.
Evet, Cihan peygamberi, alemlere rahmet olarak gönderilen bu yüce zâtın ağzından sökülen bu mübarek kelâm, ne hikmetse dünya ilim çevrelerinde hak ettiği yeri bulup, “Dünyanın İlk İnsan Hakları Beyannamesi ve Kadına ilk defa “İnsan” diyen “İlk Bildiri” gözüyle bakmıyor. Bu durum karşısında en büyük suç bizim, yani biz Müslümanların. Çünkü elimizde bulunan böylesi pırlanta gibi parlayan ve insanlığın ufkunu parlatan metni dünyaya takdim edemiyoruz. Hâlbuki Avrupa, bizim Veda Hutbemizden 600 sene sonra İngiltere’de yazılan “Manga Carta Libertatum” denen paçavrayı “Dünyanın İlk İnsan Hakları Beyannamesi” olarak ilim dünyasına takdim etmeyi başarmıștır. Nedir bu ucube Manga Carta? Şimdi ona bakalım isterseniz;
Bilim dünyası tarafından Dünya insanlık tarihinin “İlk İnsan Hakları Beyannamesi” olarak kabul edilen “1215” tarihli “Manga Carta Libertatum” Latince büyük sözleşme, ilk özgürlük fermanı olarak kabul edilir. Oysa bu sözleşme “sadece İngiliz soylularını insan kabul eden bir sözleşmedir.” Sıradan İngiliz vatandaşlarına haklarını, çoktan paylaşılmış İngiliz topraklarından başka yerlerde, başkalarının topraklarında aramayı öğretmiş bile olabilir aslında. Ve en önemli husus ise; söylendiği gibi dönemin kralı olan John tarafından imzalanmış da değildir. Çünkü John, okuma yazma bilmiyordu. Belgede sadece kraliyet mührü vardır. Bilim dünyasının ilk olarak kabul ettiği bu beyanname paçavradan başka bir şey değildir. Çünkü bu paçavra beyannameye göre yaratılmışların en üstünü erkektir.

Sonra sırasıyla at, köpek, kedi, inek, koyun ve en son “KADIN” gelir. Evet, yanlış okumadınız Magna Carta’ya göre kadın insan değildir ve hatta hayvan bile değildir. Hayvandan daha aşağı bir yaratıktır. Ve kocasının malıdır. Koca, bu kadın denilen eşyasını dilediği gibi kullanmakta ve hatta belirli bir ücrete başkalarına kiraya bile verebilmektedir.
Bu beyannameden sonra batı dünyası 1663, 1717, 1779, 1789, 1812 ve en son 1913 yıllarında evrensel insan hakları beyannameleri ilan etmişler ama hiç biri 1400 sene evvel Allah Râsûlü tarafından okunan “VEDA HUTBESİ” kadar insana insan muamelesi yapmamıştır. Avrupa’da kadının insan olup olmadığı tartışıldığı dönemlerden asırlarca önce, tek hak din olan “İSLAM” bütün Müslümanların girmek için mücadele ettikleri “CENNET’İ KADINLARIN AYAKLARI ALTINA KOYMUŞTUR.” Kurtuluşu batıda arayan gürûh, gözünü bu tarafa dikerse sanırım daha isabetli olur. Avrupa ve batı dünyası elbetteki “Veda Hutbesi” hakkında hiç söz etmemiştir. Çünkü Veda Hutbesi’ni bilmiyorlar. Ama biz Müslümanlara düşen en mühim vazife, tüm dünyaya haykırırcasına İslam nimetinin ne demek olduğunu onlara göstermemizdir.

Selâm ve Duâ ile … 🤲
–HACI ARICI–

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.