Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak

DÜĞÜNLERDE,NİŞANLARDA;YANLIŞLAR,BİDATLAR,HURAFELER !

26.06.2021
A+
A-

DÜĞÜNLERDE, NİŞANLARDA; YANLIŞLAR, BİDATLAR, HURAFELER!

İslam dininde düğün, hayırlı bir yuvanın ve nikah akdinin ilanıdır. Bu ilan elzemdir ve düğünde eğlence vardır. Düğünde șiir, șarkı-türkü ve benzeri șeyler söylemek mübahtır. Lakin düğün törenlerinde içki içilmemeli, kadın-erkek karıșık eğlenerek harama sebep olmamalıdır.

Düğünler, yapıldığı topluma ve zamana göre büyük değişiklikler göstermektedir. İlk dönemlerden itibaren her toplum nikâh merasimlerini kendi dinî ve içtimaî yapısına uygun olarak gerçekleştirmiştir. İslâm dini de toplum hayatında yerine getirdiği fonksiyonları göz önünde bulundurarak, düğüne hoşgörü ile bakmış, hatta meşrû sınırlar içinde onu teşvik etmiştir.

Hz. Peygamber’in bütün evliliklerinde davetlilere ikramda bulunduğu bilinmektedir.
(Buhârî, “Nikâḥ”, 68-70)
Aşırılığa kaçmamak ve İslâmiyet’in sosyal hayatla ilgili olarak koyduğu esaslara uymak şartıyla düğünde eğlenmek meşrûdur.

Müslüman adetlere göre değil, ayetlere göre yaşamalıdır. Herkesin anlayacağı bir tabirle Bidat; Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyas’ın onaylamadığı bir inanca sahip olmak veya bir eylemle sevap ummaktır. Batıl ve Hakk’ın arası Kur’an ve sünnetle ayrılmıştır. Yani nasıl yaşamamız gerektiği bize bildirilmiştir.
Kur’an ve Efendimizin (S.A.V.) sünnetlerine uymalıyız, her uydurma bidata, hurafeye önem vermemeliyiz.

Düğünde herkese göstererek gelinlik giymek, bele kırmızı kuşak bağlamak, damadın sırtını yumruklamak, damata kına yakmak bidattır.

Gelinlik kızın kesilen bir tutam saçının çeyiz yastığı veya çeyizi içinde annesi tarafından saklanırsa, kızın daima bolluk ve bereket içinde yaşayacağına inanmak, şirke kapı açan batıl inançlardandır.

Nişan, sünnet ya da doğum gibi nedenlerle para ya da eşya gibi takılar takmanın temelinde, bu takıların kötülükleri ve uğursuzlukları giderip, uğur ve hayır getirmesi batıl inanışı yatmaktadır. Her ne kadar günümüzde bu batıl inanış söz konusu değilse de, hediyelerin takı şeklinde değil de, zarf içinde verilmesi daha uygun olur.

Kınanın kadınlar için Allah’ın emri olduğuna, kına yakmayan kadınların günahkâr olduğuna, kınanın kutsal olduğuna, gizemli ve tabiatüstü şifalara sahip olduğuna inanma ve bu anlayışla askere gidenlere, damatlara, kurbanlara kına yakılması gerektiğine inanmak ta şirke kapı açan batıl inanışlardandır.

Kınanın, her türlü bitkinin olduğu gibi tabiat kanunları dâhilinde olan şifalı etkilerinden faydalanmak ya da süslenmek için yakılmasında ise bir mahzur yoktur.

Düğünlerde takılar ve kına yakmak ile ilgili olarak yukarıda açıklanan ve benzeri inanışlar, tamamıyla batıl inanç ve hurafeler olup, bunlara inanılmakla şirke kapı açıldığı gibi insanları boş beklentilere sokmaktadırlar.

Müslüman; hayatının her anının ve alanın kulluk (ibadet) olduğunun bilincine vararak, hayatının istisnasız her anında ve alanında sadece Yüce Allah’a kulluk (ibadet) yapmanın derdine düşmelidir.

Bir asker sadece içtimalara katılarak askerlik görevini yapmış sayılmaz. İçtimalara katıldığı gibi, uykusu ve istirahati dahil günün 24 saatini askerliğe has kılmalı, eğitim ve diğer çalışmalara katılmalı, nöbetini tutmalı, gerektiğinde savaşa girerek canını verebilmelidir. Ancak o zaman askerlik görevini hakkıyla yapmış olabilir.

Bir Müslüman da sadece namaz, oruç, hac ve zekâtla kulluk görevini (ibadetini) yapmış olmaz. Bunlarla beraber, hayatının istisnasız her anını ve alanını Allah’ın emir ve yasaklarına göre geçirmeye gayret etmeli, hayatının her safhasında Allah yolunda cihad etmeli ve gerektiğinde Allah yolunda malı ve canıyla sıcak savaşa girmeli ve canını verebilmelidir. Ancak o zaman Allah hakkıyla kulluk (ibadet) yapmış olabilir.

Camilerde müslümana benzeyip düğünlerde başkalarına benzemek olmaz.
Günümüzde beș vakit camide namaz kılanların bile, çalgılı çengili düğünlerde göbek atması, beș vakit namazında başörtülü hanımların bile, erkeklerin önünde ve hattâ karışık ve karşılıklı oynarken cami cemaatinin onları seyretmesi ve bazı cami imamlarının bile, çocuklarına bu şekilde düğünler tertip etmesi, camide müslüman olup, başkalarına benzemenin bariz örneğidir.
Dua ederken Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma’nın mutluluğunu istiyorsak, düğünlerimizin de Ebû Leheb ve Ebû Cehil’in düğünlerine benzememesine dikkat etmemiz gerekir.

Selâm ve dua ile 🤲

—HACI ARICI—

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.